İngiltere artık doktorlara da liderlik eğitimi verilmesini gerekli görüyor. Bir de model geliştirmişler. Türkiye dahil bir çok ülke bu konuya önem vermeye başladı. Bu konuyu henüz tek takmayan hekimler olsa da…
Sağlık alanında liderlikte en ciddi sorun hekimlerin “iletişim ve empati eksikliğinden” kaynaklanıyor. Çok ciddi bir sorun.
Sağlıkta Liderlik seminerlerimdeki deneyimlerimden sonra bazı düşünceler kafama takıldı. Örneğin, insan ile ilgili mesleği olan bu insanlar insanı anlamayı sadece beden üzerinden öğreniyorsa ve gerisini boş veriyorsa, kurumsal hayatlardaki insanların bu kadar vurdumduymaz olması acaba bir nebze daha anlaşılır olabilir mi? Yani, düşünün hekimlerin yarısının iletişim becerisi zayıf olduğu için hastaların tedaviye uyumu düşük. Hekimlerin önemli bir savunması, ben reçetemi yazdım, görevimi yaptım. Gerisi hastanın bileceği iş diyebiliyor. Diğer bir savunma da- ki haklılar- çalışma şartları ve vatandaşın tutumu.
Yine de aralarında hep mesleki başarılarının yanı sıra kişilik, karakter ve yaklaşımlarıyla öne çıkan bir veya iki kişi oluyor.
Dün Harvard Business Review’da bir makale okudum. Bu makale şunu diyor: “Şirketler, liderlik potansiyeli yüksek olanları seçmeyi bilmiyor.” Makalenin ana noktası bu.
Bu arada bu gruptaki insanlara HIPO deniyor. High Potential’ın kısaltması. HIPO’lar bir şirketin en başarılı %5’ini oluşturuyor.
Makaleyi Zenger Folkman şirketinin CEO ve Başkanı kaleme almış. Araştırmalarına göre HIPO’da bulunanların %40’ı oraya uygun değil. Sebepleri de var, anlatacağım ama önce kendi deneyimimi anlatayım.
HIPO üyesi olmuş bir yönetici olarak bu rakama hiç şaşırmadığımı söylemem gerek.
Benim gördüğüm kadarıyla bu havuzlar network için ideal ama yetersiz. Müthiş güzel deneyimler elde ediyorsunuz, burası net. Ancak İnsan Kaynakları departmanlarının en büyük sorunsalı, projelerinde hiç bir modellemeye gidemiyor olmaları. Bu yüzden de hep ara bağlantılar kopuk. Aslında bu kopukluk İK’ya dair bir çok konuda var. Örneğin envayi çeşit workshop’lar çok populer. Mesela şirket değerlerini çıkartacaklar, bakın ilk 100’deki şirkete hepsi birbirinin kopyası çıkar. Tabii danışman olarak tuttukları şirketlerde de sorun var. Şablon workshop’larla iş yapılıyor. Alan memnun satan memnun sanırım. Tabii durum böyle olunca, HIPO’dakilerin sadece %40’ının yanlış seçilmişler olması az bile.
Ben şanslıydım. Kopuklukları nasıl bağlantı haline getirmesi gerektiğini bilen CEO’lar muazzam oluyor.
HIPO’ların neden başarısız olduğunun sebeplerine gelince de 3 faktör sıralıyorlar.
1-Teknik bilgisi olup, diğer becerilerinde zayıf olanların seçilmesi
2-“Ne iş olsa yaparım, yeter ki emredin”cilerin seçiliyor olması
3-Kurum kültürüne uygunların ama teknik becerisi olmayanların seçilmesi
Temelde başarısız olanlarda eksik olan özellik “stratejik vizyon ve diğerlerini motive etme kapasitesi”.
Ayrıca “kurum kültürümüze uymuyor” gibi sözde sebeplerden de vazgeçilmesini öneriyorlar.
Yürüyüş yaparken podcast dinliyorum. Bir tanesinde Outlier kitabının yazarı İngiliz Malcolm Gladwell’e soruyorlar:
“Kariyer hedefiniz nedir?”
-Kariyer hedefi mi? Bir hedefim yok.
“Yapmayın, bunca çalışmayı neden yapıyorsunuz ki o zaman?”
-Canım sıkılmasın diye “
Samimiyet güzel şey!