Gözüme Times’ın kapağı çarpıyor. Dayanamıyorum. Birini kapıyorum.
Yeni olmayan bir düşünceyle açmış yazıyı Tali Sharot. Neuroscience (sinir bilim) diyor ki “Insanlar gerçekçi olmaktan ziyade optimist olmayı tercih ediyor.”
Bunu söylemek için bilime gerek var mı diye sorabilirsiniz. Kendi hayatınıza baksanız, acılarınızı dindirmek için optimizmi gerçekçiliğe tercih ettiğinizi net olarak görebilirsiniz. Bu da iyiye işaret tabii.
Girişimci kişiliklerde de çok görünen bir davranış biçimi bu.
Girişimci kişilikler ellerinde ki projenin normalden çok daha başarılı olacağına kendilerini inandırma eğilimindedirler…Ya da diğerlerinden çok daha başarılı olduğunuzu, çok daha yetenekli olduğunuzu düşünmeniz gibi birşey bu. Geleceğin şu an olduğundan daha iyi olacağına inanmamıza da “optimism bias” diyoruz, yani optimist düşünceye meyilli olmak…
Gerçeği değiştirme isteği bir noktaya kadar fayda sağlayabiliyor. Kendi hatanızdan dolayı kaybettiğiniz bir projede hatayı görememeniz ve suçu karşı tarafa yüklemeniz gerçeği değiştirmeniz anlamına gelir ama geleceği daha doğru şekillendirebilmek adına etkin değildir. Optimistik bir yaklaşım, hatayı anlamanız ve ileriye doğru optimist bakış açısı geliştirebilmeniz anlamına gelir. Buna “ümit” de diyebiliriz. Ileri doğru ümit dolu bir bakış açısı geliştirebilmek bir hayatta kalma stratejisidir aslında. Buna gerçekçi optimism diyoruz. (The Reality Basis of Optimism, Michigan State University tarafından ele alınmış güzel bir rapor.)
Aynı şirkette 10 yıl kalıp son 5 yılınızda bir önceki 5 yıla göre pek de kaydadeğer değişiklikler ve gelişmeler yaşamadıysanız, yerinizde saydığınızı söyleyebiliriz. Yerinde saymak da bir hayat amacı olabilir elbet. Ya da aynı noktada sabitlenmiş olmanızın sebebi gözünüzü diktiğiniz yönetici koltuğunun bir gün boşalmasını ümitle beklemeniz olabilir. Eğer bu hedefteyseniz ve son 5 yıldır yaptığınız işte ya da işi yapış biçiminizde bir farklılık yoksa, daha çok bekleyebilirsiniz. Böyle bir durumda optimist düşünmekten çok şansınızın yağver gitmesini beklemek söz konusudur.
Optimist düşünceye sahip olanlar daha uzun saatler çalışıyor, daha çok kazanç elde ediyor ve daha fazla para biriktirebiliyor. Optimist olanlar geleceği şekillendirebilme eğiliminde olduklarından durağanlıktan ziyade hareket etme eğilimindeler. Yani siz son 5 yılınızda verimlilik, farklılık, değişim adına hiç birşey yapmadan sadece departmanı ve pozisyonunuzu korur noktadaysanız, ümidiniz yöneticinizin iş değiştirmesi, emekli olması ya da başka pozisyona terfi etmesi olacaktır.
Risk almadan başarının mümkün olmadığını düşünenlerdenim. Bu yüzden de hayatım hiç bir zaman rahata ermiyor. Rahat batıyor. Rahat olmak bana hayatımda birşeyleri değiştirmem gerektiğinin habercisi gibi. Bu yüzden bu duyguya değer veriyorum. Psychology Today’ın raporuna göre dengeli risk alan yöneticilerin daha fazla optimist düşüncelere sahip olduğu ve risk almayan yöneticilere göre daha az sinirli ve negatif olduğunu gösteriyor. Yapılan araştırmada ilginç olduğunu düşündüğüm nokta da eğitim seviyesi arttıkça risk alma seviyesinin de yükseldiği yönünde. Bu beni şaşırtıyor, çünkü genelde eğitim seviyesi düştükçe risk almanın yükseldiği yönünde bir algımız olur. [Psychology Today’in “Wired For Success” isimli makalesini de buradan okuyabilirsiniz.]
Kısaca araştırmanın sonuçları şöyle:
– Başarılı yöneticiler başarısız olanlara nazaran daha çok risk alıyor. Daha az başarılı olan yöneticiler “güvenli” kariyerleri tercih ediyor.
– Kadın yöneticilerin erkek yöneticilere göre daha farklı risk alma yöntemleri var.
– Çok hırslı yöneticiler fazla risk alma eğiliminde değiller. Başarı odaklı yöneticiler risk almakla birlikte yüksek riskten kaçınma eğilimindeler.
– Başaramama korkusu olan yöneticiler ya çok az ya da çok yüksek risk alıyorlar.
– Risk almanın yeteneklerle ilgisi yok. Inançlar risk eğilimini belirliyor. Hayatı şansa bırakmaya meğillilerse ya yüksek risk ya da risksiz yaşamı tercih ediyor.
Risk alabilmek güvensiz bir hayat yaşamak anlamına gelmiyor. Risk alabilmek, gelişebilmek için kaybedebilmeyi göze alabilmeyi gerektiriyor.
Ilgili Makaleler:
Fatmanur Erdogan, Hurriyet Daily News and Economic Review, Make Room For Entrepreneurs

One Comment
Pingback: Başarı İçin Optimist Düşünce Gerekiyor. Bir Tutam Gerçekçilikle Birlikte. – Laissez Faire!