Mutsuzluğun Anahtarı Mükemmel Olma Çabasında Saklı
Yaptığımız her işi her zaman kusursuzca yapmak için hatasız hareket ederek daha çok sevilmek, beğenilmek ve takdir edilmek ihtiyacı ile yanıp tutuşan bir dünyaya girdiğimizi hissediyorsanız, yanlız değilsiniz.
Herşeyin en iyisi olmak arzusuyla dolu ortamlar bizi üretmeye teşvik etse de, genellikle bizi yetersizlik duygusuyla boğuşturur. Mükemmellik arayışı hayata ve hayatın içinde olup bitenlere karşı merakımızı ve hayranlığımızı söndürmeye başlar.
Mükemmel olmaya ve mükemmel gözükmeye çalışanları gözlemlemeyi denediniz mi?
Mükemmel insan iticidir, ulaşılamazdır, tolere edilmeleri zordur. Ortak noktada buluşmanız kolay değildir. Yine de mükemmellik arayışından vazgeçmiyor, hatta daha çok ardından koşuyor gibiyiz. Belki mükemmellik arayışı bize başarı getirdiğindendir…
Mükemmel aşkı ve aşığı arıyoruz. Adına doğru insan diyoruz.
Mükemmel bir iş, kariyer, ünvan, kazanç ve itibar arıyoruz. Adına güç diyoruz.
Mükemmel bir ev, araba ve sosyal yaşam istiyoruz. Adına statü diyoruz.
Mükemmel gözükmek için en iyisine sahip olmak istiyoruz. Adına imaj diyoruz.
Değişen Dinamikler Hareketin Yönünü Belirler
Daha iyi bir yaşam için iş dünyasının değişime ihtiyacı var. Bu yüzden “Sürdürülebilirlik” iş dünyasının dilinden düşmüyor. O, yeni kurtarıcımız.
16-17 Mayıs 2013’de Swiss Otel’de “Sustainable Brands” [Sürdürülebilir Markalar] konferansı daha iyi bir yaşam için gerekli olan değişimin markalarla başladığını söyleyerek açılışı yaptı. Ve bana kalırsa ciddi bir hata yaptı.
Değişimi markaların başlatmadığını biliyoruz. İşin ilginç yanı, değişimi körükleyenler de markalar değil. Şu aşamada markalar, değişimin sadece alev almasına katkıda bulunuyor. Bu da elbette değerli ve gerekli bir katkıdır.
Değişime yön verenler üç dönüşümü körüklüyorlar. Bunlara bir bakalım…
Devamı >>Hissetmeyi Bıraktığımızda, Sanki Birşeyler Eksik Gibi Gelir.
Arayış dönemleri.
Favorilerimden.
Süresi uzadıkça insanı tedirginleştirse de, içimizdeki merak duygusunu kamçılayan ve araştırmacı yanımızı dolu dizgin koşturan bir dönemin döngüsü.
Acaba doğru yönde mi gidiyorum?
Sorgulamaların yapıldığı, soruların birbiri ardına sıralandığı o dönemler…
İster 25, ister 35, ister 45 olun…
Sormaya devam ettiğimiz o sorular…
Yapabileceğim daha farklı bir şey olabilir mi?
Ya bir şeyler kaçırıyorsam? Çünkü öyle de hissediyorum…
…dedirten düşüncelerin kafayı kurcaladığı o muhteşem günler.
Bu dönemlerin nesi muhteşem biliyor musunuz?
İleriye doğru hareket edebilmek için geride bırakabilmeyi mümkün kılması.
Bazen bebeğimiz gibi baktığımız, kurduğumuz, büyüttüğümüz o şirketi satıp, yenisini kurabilmek…yenisini kurmaktan vazgeçmek…yeni bir atılım yapmaya karar vermek…yeni ülkeleri keşfe çıkmak…yeni insanlar tanımak için kendimize fırsat tanımak…ya da yeniden denemeyi denemek…hatta kim bilir belki yeniden aşık olmak… Pink’in söylediği gibi…
Bu nasıl mı mümkün olur?
Devamı >>Her Asyalı Çinli Değildir.
Globballeşen iş dünyasında daha fazla şirket yurt dışına açılıyor. Farklı kültürlerle çalışıyor.
Bazen farklı kültürleri tanımanın kolay olduğunu düşünürüz.
Yeni bir ülkeye gitmek, oradakilerle biraz zaman geçirmek bizi bize yabancı kültürlere yakınlaştırır. Geri kalanını da süreç içerisinde öğreniriz. Hızlı akan iş dünyası içerisinde uluslararası alanlarda iş yapıyor, bir bölge yönetiyorsanız, öğrenmeyi zamana yayacak vaktiniz olmayabilir.
Örneğin, Japonya’da önemli bir sunuma gittiğinizi ve sunum konusunda çok da iyi olmadığınızı düşünün. Sunum sırasında bir dolu Japon’un gözlerini kapadığını görmek sunum korkusu olan biri için feci bir deneyim olabilir. Japonların sunum sırasında gözlerini kapatarak dinlediğini bilmek, onların bu şekilde düşüncelerini odaklayabildiklerini farketmekse, bu deneyiminizi çok daha rahatlatıcı bir hale getirebilir.
Bir Çinli ile Koreli arasındaki farkı bilmemek, her çekik gözlüye Çinli muamelesi yapmak Türk’e Kazak ya da Azarbeycanlı muamelesi yapmak gibi bir şey.
[video] Ferhan Alesi, Haber Türk
Farklı ülkelerden insanları yöneten bir konumdaysanız, onların çalışma kültürlerini anlamanız yararınıza olacaktır.
Devamı >>Yeni Fikirlere Karşı Tutumunuz, Özgüveninizle İlişkilidir.
Türk iş dünyasının ezeli sorunudur.
Yeni fikirlerin varsa, kendine saklaman doğru olur. Düzeni bozman istenmez.
Genelde yeni fikirleri ortaya atan kişiler yenilikçidir—yani değişikliğe diğerlerinden daha açıktırlar. Hani iş dünyasında moda olan kişilik envanterleri var ya, MBTI, NEO P-R gibi… İşte bu envanterlerin ölçtükleri boyutlardan biri de “yeniliklere açıklıktır”.
Günümüzde geleneksel şirketlerin bağnaz tutumları, yeniliklere ve yenilikçi insanlara kapalı olmaları, artık yetenekli kesimi elinde tutmakta çok ama çok zorlanmalarına neden oluyor. (Bu durumun artısı da girişimciliği körükleyerek, beyaz yakalı girişimcilerin çoğalmasına etken olmasıdır.)
Hangi “marka bilinirliği yüksek” dediğiniz 50+ yaşında şirket son 10 yıl içinde bir inovasyon (yenilikçilik) ile ortaya çıktı? Bulmak için oldukça uzun düşünmeniz gerekir. Oysa son 10 yıla baktığımızda, yenilikçi ve yaratıcı işler, yenilikçi ve yaratıcı bireyler tarafından girişimci hareket ile başlıyor. Blockbusters bitti Netflix kaldı; Avis, Hertz ve tüm diğerleri durdu, Zipcar uçtu. Ve daha bir çoğu…
Hollandalı bir artist olan Daan Roosegaarte, bir gün araba üreticisi bir şirketin CEO’sundan telefon alıyor.
Devamı >>CEO Olmak Ateşiyle Yanan Kadınlar
Dünya, kadınları şirketlerin tepesine yerleştirmek için güç birliği yapmış durumda.
Yönetim Kurullarında, İcra Kurullarında, CEO seviyesinde neden daha fazla kadın olmadığı sorgulanıyor.
Davos 2013’de, Prof. Hermina Iberra, gelişmiş ülkelerde yönetim kurulundaki kadınların sayısının 14-16% arası olduğunu; Avrupa’da bu oranın %5’in altında; Avrupa ve Amerika’da Yönetim Kurulu Başkanı kadın oranının %3, OECD ülkelerinde yaklaşık %5, CEO seviyesinde kadınlarında 15% civarında olduğunu söylüyor.
Facebook COO’su, Sheryl Sandberg, Lean In kitabıyla ve başlattığı Lean In hareketiyle sorunu kadınlara yıkıyor. Ona göre kadınlar geri çekiliyor, liderliklerini göstermekten çekiniyor, ben demekten ziyade mütevazi davranmayı tercih ediyor, duygusal davranıyor. Kısacası kadınların kendini göstermediklerini ve yeterince hırslı olmadıklarını savunuyor. Dolayısıyla C seviyesine ve üst seviyelere ulaşamıyor.
The Washington Post yazarlarından Selena Rezvani ise kadınların kadınlara olan hışmından ve çekememezliğinden bahsediyor. Kadınlar, kendilerine rakip gördükleri kadınları yok ediyor. Yapılan bir araştırma, erkeklerden ziyade çalışan annelerin kadınlar hakkında kötü ve seksist inançlar aşıladıklarını da ortaya koyuyor.
Konunun bir diğer ucunda da “Why Women Still Can’t Have it All” yazısıyla birçoklarını kızdıran Anne-Marie Slaughter var. Dışişleri Bakanına danışmanlık pozisyonundan istifa edip, hem çocuğuna, hem ailesine hem de işine yetişmesinin mümkün olmadığını itiraf eden güçlü bir kadın Anne-Marie.
Selena’nın dediği gibi, bir dolu güçlü kadın Anne-Marie’ye kızarak, bu şekilde durumunu itiraf etmesinin yanlış olduğunu söylüyor. Kadınları cesaretlendirmenin, doğruyu itiraf etmekten daha önemli olduğunu savunuyorlar. Sanki çalışmak ve iş dünyasının zirvesinde olmak dünyanın en önemli ve değerli konumuymuş gibi…
Anne-Marie ise çalışma kültürleri değişmediği sürece istediğimiz başarıya sahip olmanın imkansız olduğunu söylüyor.
Davos’da IMF Başkanı Cristine Lagarde’ın da bulunduğu forumda konuşan Sandberg, bu konuda yapılan araştırmaların temelinde yatan konuyu şöyle özetliyor:
Başarılı Olma Hırsının Hırsızlığı Büyüktür
Günümüzde güçlü konuma oturmuş bireylere baktığımızda etraflarında dolaşmaktan gurur duyan, kendini beğendirmek için binbir taklalar atan ve yükselmeleri için güçlü olana fayda yaratmayı görev bilen tonlarca insan görürsünüz. Zaman zaman bunu siz de yapıyorsunuzdur.
Güç sahibi olan, tüm diğerlerinin elde ettiği güçten dolayı kendisine saygı gösterilmesini bekler. Eğer herhangi biri gibi davranırsanız, başınız derde girer. Bu güçlü insanlar aynı zamanda demokrasiden, eşitlikten, daha iyi bir hayat için yapılması gerekenlerden de bahseder. Oysa, güç sahibi olan hiç bir zaman eşitlikçi davranamaz. Güçlü olmak demek başkalarının istedikleri kaynaklara sahip olmak ve bu kaynakları kontrol edebilmek anlamına gelir. Güçlü olma ihtiyacını hissedenlerin çoğunda kabul edilmeme, sevilmeme ve kaale alınmama korkusu yatar. Bu korku dolayısıyla da güçlü insanlar, ellerinden gücün kaydığını azıcık dahi hissetseler, gücü tekrar elde edebilmek, yani kazanabilmek için gereken herşeyi yaparlar. Genellikle de gözleri karadır. Aynen Lance Armstrong’un doping olayında olduğu gibi hatalar yapmaya daha meyilli olurlar.
Güç ihtiyacı kuvvetli bir ekiple çalışıyorsanız, başarı hırsı yüksek olanların yaşam sevincinizi yok etmeye başladığını düşünüyorsanız, ünvanın zeka ve beceri gösterisi olduğu yanlışıyla yaşıyorsanız, Ian Robertson’ın The Winner Effect isimli kitabını mutlaka okumalısınız. Bu yıl sonunda kendinize vereceğiniz en güzel yılbaşı hediyesi olacaktır.
Gelecek Sosyal Medya’yla Gelecek. Kurumsal Masallar #2
Iki tür profesyonel var. Birincisi bildiği gibi gelmiş, üzerine az biraz katıp gidecek olanlar. Kurala uyan, üstünü memnun etmeyi ana görev sayan, ünvanla yanıp tutuşan, para öneli olsada çaktırmayan…
Bir de bildiğini, sürekli okuyarak büyüten ve etrafıyla etkileşim halinde kalarak her daim yücelenler var. Bunlar kuralları iyi bilirler, o yüzden kuralları nasıl ve ne zaman yıkmaları gerektiğini de iyi kestirirler. Memnun etmekten ziyade, geliştirmek ve fayda yaratmakla daha meşguldürler. Ünvan takmazlar, maaşla da boğuşmazlar. Bu ikinciler, genelde öngörü sahibi olan, trendleri yaratan ya da çok yakından takip edenler olur.
Bu yüzden bu ikincilerden her seviyede gerçek anlamda lider çıkar.
Özü Sözü Bir Olmak. Kurumsal Masallar #1
İşe alımlarda gençlere diyoruz ki “yurt dışı deneyimi önemli.” Esnek olmanız, yabancı kültürleri anlamanız gerek. Yabancı dil gerek. Özellikle uluslararası şirketlerde çalışıyor ya da çalışmak istiyorsanız bu özellikler olmazsa olmazlar arasında.
Sonra bakıyoruz, uluslararası şirketlerin VP’leri arasında yurt dışı deneyimi olmayan ve yabancı kültürleri hiç anlamayan yöneticiler var. Doğal olarak çalışanlar bocalıyor. “Madem bu deneyime sahip olmadan VP olunabiliyor, neden beni değerlendirmiyorsunuz?” diye soruyor çalışan.
Insan Kaynakları “doğru işe doğru insan alırız” diyor. Sorası geliyor insanın gayri ihtiyari. “Doğru iş ne demek? Şirketinizde “doğru olmayan” iş ve pozisyonlar mı var yani?” Doğru insandan bahsediyorsunuz ama çalışanların ve iş arayanların büyük çoğunluğu yönetimlerden ve işe alımdan sorumlu direktörlerin amatörlüğünden ve beceriksizliğinden şikayetçi. Laf değil, araştırmalar bunu kanıtlıyor. “Peki bu beceriksizliğinle seni o pozisyona kim getirdi” diye merak ediyor çalışan. Gayri ihtiyari!
“Fırsat eşitliği var şirketimizde” der sonra aynı işler için farklı ücret skalaları belirleriz.
Ortada “özü sözü bir olmayan” davranışlar söz konusu olabilir mi?
Özü sözü bir olmayan hiç bir kişiye karşı güven oluşturmak mümkün değildir. Hepimiz biliriz.
Öyleyse, kurumsal masallar neden söyleriz?
Dan Ariely, Prof Behavioral Sciences, Duke University, Davos Debates in Davos at the World Economic Forum
Devamı >>Gücünüzü Kendinizden Aldığınız Zaman Özgürsünüz.
New York.
Hayatın hızlı aktığı bir şehir. Fazla insan, fazla imkan ve fazla rekabetin olduğu bir ortam.
Imkanların yüksek olduğu yerlerde insan kendini daha özgür hisseder. Ama asıl özgürlük, durum ve şartlar ne olursa olsun imkanlarınızı yaratabileceğinize inanmaktır.
Kendinizi ne zaman özgür hissedersiniz biliyor musunuz?
Devamı >>- CEO (1)
- CV (28)
- Değişim (103)
- Eğitim (61)
- Favoriler (8)
- Finansal Kazanç (6)
- Girişimcilik (31)
- Iletişim (55)
- Inovasyon (12)
- Iş arama (60)
- Iş görüşmesi (31)
- Kadın (4)
- Kariyer (175)
- Liderlik (34)
- Maaş (9)
- Marka (1)
- Network (9)
- Öğrenci (17)
- Önyazı (3)
- Pazarlama (15)
- Pazarlık (2)
- Popüler Yazılar (7)
- Psikoloji (71)
- Sosyal Medya (29)
- Staj (5)
- Strateji (9)
- Sürdürülebilir Gelişim (1)
- Teknoloji (3)
- Üniversite (26)
- Y ve X kuşağı (4)
- Yaratıcılık (26)
- Yetenek (24)
- Yönetim (115)
- Gelişebilmek İçin Bırakıp Gidebilmek Üzerine…
- Üst Düzey Yöneticiler İş Arıyor
- Kişilik Testi Yapmadan İşe Almak Pek Demode Oldu
- Kariyerinizde Yükseldikçe, İş Aramak Daha Fazla Planlama Gerektirir
- İş Görüşmesine Çağrılmıyorsanız, Kötü bir CV’niz olduğundandır.
- Boş CV yollamadım. Neden kimse aramıyor ki?
- Telefonda İş Görüşmesi Daha Güçlü Bir İletişim Kurmanızı Gerektirir
- Vurucu bir Önyazı, Karar Sürecini Etkiler
- Itibar Etmediğimiz Meslekler Hayat Değiştiriyor
- Aradığını Bulmak mı yoksa Pes Etmek mi?
- Girişimci İnsanı Girişimci Yapan Sebepler
- Girisimciler Icimizdeki Vizyon Sahibi Kisilerdir
- Kariyer Yapmanın Bir Diğer Yolu: Girişimcilik
- Girişimci Ruhunuz Varsa, Bunu Izleyin
- Büyük Başarılar Küçük Adımlarla Başlar
- Özgürlük, Sorumluluk Taşıyabilmektir.
- Daha Başarılı Olmak İçin, Mutluluk Eşiğinizi Artırın.
- Fark Yaratmak, Hislerinize Kulak Vererek Adım Atmaktır
- Olgunlaşmak, Mental Bir Disiplin Gerektirir.
- Pozitif Psikoloji Ne Değildir?
- Şu Yetenek Dediğimiz, Bulunmaz Hint Kumaşı mıdır?
- İşten Çıkarılmak, Kariyerinizi Sekteye Uğratıyor mu?
- Bizdeki Y Jenerasyonu Duyduğunuz, Bildiğinizden Farklı Olursa





