Sosyal Medya’da Görünürlük Istemek Dogal Olan.

değişim, psikoloji, sosyal medya 1 Comment »

kariyeryolculugu.com

Friendfeed’de bugün önüme hep Sosyal Medya ve bireylerin bu ortamlarda görünür olmaya olan merakının sorgulanır olması çıktı. Bir türlü akıl sır erdiremiyoruz. Sorup duruyoruz: nedir bu hayatımızın her anını tüm dünyaya açma merakı? Nerede bunun sınırı? Nasıl bu hale geldik? Yaz tatilimizi nerede geçirdiğimizden, şu dakikada kiminle yemek yiyor olduğumuza, düğün fotoğraflarımızdan, doğacak bebeğimizin karnımızdaki görüntülerine kadar…herşey sosyal medya ortamlarında.  Psikologlara soruyorlar, bu “teşhircilik mi?” diye… Gidiş nereye doğru diye…Bu ne anlmasızlıktır diye…

Her birey potansiyelini daha iyi kullanmak ve  yarattıklarının tanınmasını, alkışlanmasını, saygı duyulmasını arzuluyor.  Bu eskiden de farklı değildi.  Eldeki olanaklar neyse, o olanaklar kullanılarak bir çeşit “tanınır” olma arzusu hep vardı. Kimisi kendi çevresinde, kimisi kendi ülkesinde, kimisi dünya çapında… Kimisinde daha baskın, kimisinde daha az bu arzu.  Kimisiyse, zaten günü takip edemiyor, bu sebeple de bu sanal dünyada olanları pek anlamıyor. Ona korkmak düşüyor böylese, hem de hepimiz adına…

Karadeniz’de yaptığı icad için kimseye sesini duyuramayan amca, artık kendine bir platform buldu.

Nufusların arttığı dünyamızda, sanatçı olmak için şansı dönmeyen, torpili olmayan artık meşhur olmak için televizyona çıkmak zorunda değil.  Sosyal medya’da kendini tanıttıktan sonra TV onun peşinden geliyor …Oyku ve Berk örneğinde olduğu gibi…

Hayatta hepimiz bir şekilde görünür olmak istiyoruz.  Oyle cok istiyoruz ki, çocuklarımıza herşeyin en iyisi ve en mükemmelini vermek için çaba harcıyoruz.  Böylece gelecekte, onlar bizim olduğumuzdan ve diğerlerinden daha da “görünür” olsun diye…

Dozu kaçıran mı var? Olabilir, ama öğrenirler…

Bu kişileri anlamakta zorlanıyor musunuz? Ya siz bu mecraları tam olarak anlıyor musunuz? Yoksa, yüzeyde gördüklerinizle mi değerlendirme yapma eğilimindesiniz?

Tabi birde profesyoneller var: Kişisel Marka olmak için öğütler, seminerler verenler? Marka olmak görünürlüğün yüksek olmasını gerektirmez mi? öyleyse, aslında destekliyoruz bu olanları.

Görünür olmak insanın doğasında var.  Sosyal Mecraların yarattığı artıların, götürdüğü eksilerden fazla olduğunu düşünüyorum. Dünyanın kapılarını ardına kaldar aralamasından, yeni dostlar yaratmasından, yeteneklerin ortaya çıkmasını teşvik etmesine kadar.  Arada yok mu zararlı noktaları? Elbette var.  En azından bir nükleer bomba kadar, arabalarımızda harcadığımız benzin kadar,  buzdolabımızın yaktığı elektrik kadar, kullandığımız deodorantlar kadar bir zararı yok. Bir düşünün, bunların da hepsini yine “görünür” olmak için yapmıyor mu insanoğlu…


tango Al Pachino-scent of a woman


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

İstatistiklere İnanmayın. İstatistiksiz Kalmayın.

kariyer 3 Comments »

kariyeryolculugu.com. Türkiye’de ilk kez bütün üniversiteleri kapsayan “Üniversite öğrencilerinin en beğendiği şirketler” araştırmasını Capital dergisi gerçekleştirmiş.  Raporu okumadım ama Yaprak Özer yazmış: ‘Yaşları 18-22 arasında değişen gençler, para mı yoksa kariyer vaadinin mi daha çok motive ettiğini, iş yaşamından neler beklediklerini, hangi sektör ve şirketleri kendilerine yakın hissettiklerini ortaya koydular.’

reputationRaporda şirketlerin hangi faktörlere göre tercih edildiği şöyle sıralanmış: Ücret ve kariyer olanakları (% 41); Görsel kimliği (%9); Ürün ve hizmetleri (%8); Kurum kültürü (%7); Rekabetçi konumu (%5).

Bu, son 5 yıldır İK yöneticilerinin ‘artık gençler paraya bakmıyor’ söylemini yerle bir ediyor.  Yaprak Özer demiş ki ‘Türkiye’de de artık iş arayanlar maaşın dışında faktörlere bakıyorlar.’ Bu yorumu ben bu istatistiklerden çıkartamıyorum tam olarak. Kestirmesi zor hangi yüzde ücret hangi yüzde kariyer olanaklarını gösteriyor…

Eğer yeni mezunlar şirket seçerken sadece ve ilk önce paraya bakıyorlarsa içimden ‘ıskaladıkları çok şey var’ demek geliyor.  Aynı zamanda bir bildikleri vardır herhalde demeden de edemiyorum… Kendi değerlerinin daha bir farkında olabilirler mi? Üç kuruşa geceli gündüzlü çalışmak mantıklı gelmiyor olabilir mi? Şirketlere değişmeleri gerektiğini, emeğe saygı aradıklarını söylüyor olabilirler mi?

İşe girerken şirketlerin kariyer olanaklarına baktığını söyleyen gençler acaba bu söylemden ne kastediyor? Ben derim ki, kendine ve potansiyeline güvenenler, kariyer olanaklarını kendileri yaratırlar; kariyer şirketlerin bizlere verdiği bir olanak değildir. Bir de bu yönden düşünmenizi öneririm.


Red Hot Chili Peppers – Snow [Hey Oh]


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

İstediğiniz Hayatı Yaratmanız, O Hayatın Beklediği Her Yeteneğe Sahip Olmanızı Gerektirmiyor

değişim, liderlik, yetenek No Comments »

kariyeryolculugu.com.
Hayatta yaptığımız her şey bir çaba gerektiriyor.  Öğrenmek için biraz kişisel gayret, biraz etkileşimden faydalanıyoruz.  Sürekli daha iyiye bir yolculuk yapmak için uğraş veriyoruz.

Öğrenirken, her kafadan bir ses çıkıyor bazen.  Burada okumakta olduğunuz bu yazı da dahil olmak üzere, her birimiz bir tecrübe ve bilgi paylaşımı içerisindeyiz.  Tüm bu okuduklarımız, duyduklarımız bizlere bir kazanç.  En değerli kazançsa kişinin tüm bu öğrendiklerini kendi içinde muhakeme etmesi ve bir karar doğrultusunda ilerilemesi.

Bunu neden söylüyorum?

Kimisi diyor başarı için takım oyunu gerekir.  Kimi diyor lider takip ettirebilendir.  Kimi diyor günümüzde dışa dönük kişilikler tercih edilir.  Kimi diyor başarı için en iyi okullar seçilmelidir. Liste uzayıp gidiyor.

Bunların hepsi doğrudur.

Bunların hepsine sahip olmaksa başarının koşulu değildir.

Çekingen bir kişi de hayatta başarılı olur, girişken de.

Takım oyununu becerebilen de yükselebilir, beceremeyende.

Eğitimi yetersiz bir kişi de isim yapabilir, eğitimi kuvvetli olanda.

Kısacası, hayat biraz durumsaldır. Tek bir kuralı, tek bir reçetesi yok başarının.

Kişi yeteneğini farkettiğinde, onu güçlendirmek için gelişmeye devam ederse, parlatmayı tercih etmediği yönlerini kompanse edecek yolları buluyor.  Alanis Morisette, sesiyle, şarkı sözleriyle, yaşam tarzıyla hem meşhur oldu hem de çok başarılı işlere imza attı. Utangaçlığı dillere destan olsa da, bu kişilik özelliği yeteneklerini ve başarısını gölgelemiyor. Albert Einstein ya da günümüzün Facebook dehası Mark Zuckerberg, antisosyal olmalarıyla biliniyor olsa da onların bu yönleri dünyaya hükmetmelerine engel durmuyor.

Hayatta tutkulu olduğumuz işlere odaklanmak, o alanlarda gelişmek, o alanı geliştirmek ve yaptıklarımıza bir süreklilik katmak, kendimize yapacağımız en büyük iyiliktir.


U2 – Stuck In A Moment You Can’t Get Out Of


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Aradığını Bulmak mı yoksa Pes Etmek mi?

girişimcilik, kariyer, liderlik, yetenek, yönetim 1 Comment »

Son zamanlarda sıkça duyuyoruz.  Kurumsal hayatlarda iyi bir noktadayken işi bırakıp kendi işini kuranlar… Kurumsal hayatta aradığını bulamayanlar…  Kendi işini kurup huzura ve mutluluğa erenler… Gümüş tepsilerde ağzımızın suyunu akıtırcasına kaleme alınmış pürüzsüz hikayeler…

Girişimciliği teşvik ediyorum. Kendimde girişimci bir yöneticiyim.  Girişimcilik üzerine köşe yazıları yazıyorum. Daha fazla girişimci yetiştirelim istiyorum.

fatmanur erdogan, kariyeryolculugu.com retrieved from ineedmotivation.com

fatmanur erdogan, kariyeryolculugu.com

Ne var ki, son zamanlarda beni düşündüren bir konu var. O da tüm bu kurumsal hayatlardan ayrılan ve gazetelere birer huzur, mutluluk ve aradığını bulma hikayesi olarak verilen hikayelerde bir pes etme durumu söz konusu olabilir mi düşüncesi…

Kariyerde yükselmek pek de kolay değil.  Yükseldikçe sorumluluklar da artıyor. Sorumluluklarla birlikte farklı yetenekleri daha sık kullanmak, kullanmaya alışık olduğunuz diğer yetenekleri daha etkinleştirmek gerekiyor.  Daha çok cesaretli adımlar atmak, daha fazla okumak, öğrenmek, uygulamak, ilişkileri kuvvetlendirmek, daha çok emek sarfetmek gerekiyor

Bana kalırsa büyük bir kırılma yaşıyor çoğu kişi bu noktada.  Yönetim kurullarında daha az sayıda kadın yönetici olmasının bir sebebi de bu aslında.  Daha fazla sayıda kadın bir noktadan sonra pes ediyor-kırılma yaşıyor.  Benzer bir durum önümüze sayfa sayfa verilen bu ‘kariyerinin en güzel yerinde bıraktı işini kurdu’ haberlerinin arka yüzü olabilir mi?

İş dünyasında aradığımızı bulmak da kolay değil ancak diyorum ki hızlı pes etmeyin.  Zorlukların üstesinden gelmek için çaba gösterin. Yine deneyin. Yeniden deneyin. Yeni bir yöntem deneyin.  Dayanamıyorum artık dediğiniz noktada dahi kendinize bir şans daha verin. Kırılma noktasını atlattığınızda göreceksiniz ki herşey çok rahat akıyor olacak.

Zor zamanlarda istediğinizin içinde bulunduğunuz ortam olmadığını düşünmeniz çok doğal ama o noktada ne istediğinizi kendinize tam olarak itiraf etmeniz de zor.

Kendinizi kırılma noktasında hissediyorsanız, devam etme gücünü bulmak için arayışa geçin. O gücü bulamıyorsanız, hareket etmeye devam edin, çünkü o güç sizi bulacaktır.


Alanis Morissette – You Learn
. –


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Yaratıcılığın Temelinde Adaptasyon Yeteneği Yatıyor

kariyer, psikoloji, yaratıcılık 7 Comments »

Yaratıcılık dendiğinde içinden gelen ilhamla hareket eden bir grup insan algılanıyor ilk bakışta.  Sanki bu kişiler disiplinden uzak, kafasının dikine gitmeyi tercih eden, başına buyruk olmaktan hoşlanan, sıkıntıya pek gelemeyen bir topluluk gibi…

Oysa, yaratıcı bireyler, üstün adaptasyon yetenekleriyle biliniyorlar.  Psikologların yaptığı araştırmalarda yetenekli birey böyle tanımlanıyor. Ellerinde olan kaynaklarla, hedeflerine ulaşmayı başarabilen yetenekler onlar.

Girişimci kişiliklerde de aynı durum söz konusu.

Flow kitabıyla ve teorisiyle meşhur olan ünlü profesör Mihaly Csikszentmihalyi, yaratıcılık konusunda şunları diyor: ‘ Yaratıcı yanımızı ortaya çıkartmak, hayattan daha fazla zevk almamıza ve hayatı dolu dolu yaşıyor olduğumuz hissine sahip olmamıza neden oluyor.’

Yaratıcı olmak için sanatçı olmanız gerekmiyor: yaratıcılık onlara has bir durum değil. Hayatın her noktasında yaratıcı olabilirsiniz.  Yaratıcılığı körükleyen duygunun ‘tutku’ olduğuna inanıyorum.   Bu ne para tutkusu ne de başarı tutkusu… öncelikle yaptığınız işe ve alana olan tutkunuz.

Tutkulu insanlar disiplinli olmanın neden önemli olduğunun farkında.  Tutkulu insanlar çaba göstermeye devam ediyorlar zorluklar karşısında… Tutkulu insanlar yaratıcılıklarını doruğa çıkartabiliyorlar…Tutkulu insanlar, ortamlara ayak sağlayabiliyor, adaptasyonları kuvvetli oluyor çünkü bakış ve görüş açıları her daim geniş…

Sizi Mihayl C’nin harika bir konuşmasıyla başbaşa bırakıyorum.  Her ne kadar konuşma tarzı tutkulu durmasa da, o tutkusunu araştırmalarıyla bizlere veriyor. Hem Flow hem de Creativity isimli kitaplarını mutlaka okumanızı öneriyorum.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Bildiğimizi Sandığımız Bilmediklerimiz Bu Kitapta

kariyer 3 Comments »

Şaraptan tad alabilmek için şaraptan anlamak gerekiyor mu?  Yani, afilli şarap bardaklarından hangisiyle şarabı yudumlamayı bilmek, dilde bıraktığı duyunun hangi meyva veya bitkiyi hissettirdiğini anlamak gerekir mi?

untitled

Kariyerinizde yükselmek için verilen tavsiyelere hep uymanız mı gerekiyor?

Kariyer yapmak için ille de yükselmek mi gerekiyor?

Hayata ve olaylara farklı bir bakış açısından bakmak istiyorsanız Bir İktisatçı Gazete Okuyor kitabını okuyun.

Şu ana kadar okuduğunuz, öğrendiğiniz, şartlandığınız konulara ‘işin bir de bu yönü var’ gözüyle bakmak isterseniz, bu kitabı okuyun.

Kitabın yazarı Murat Çokgezen imzalı kitabı hediye olarak almak istiyorsanız, isim soyad ve adresinizi (email ve posta adresi) fatmanur@kariyeryolculugu.com adresine yollayın. Çekilişle 10 kişiye hediye ediyoruz. Konu Kısmına: Bir İktisatçı Gazete Okuyor yazanlar çekilişe dahil olabiliyor.
Son basvuru: 5 Agustos 23.00′e kadar.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Gelişmek ve Olgunlaşmak Cesaret mi İster?

kariyer 3 Comments »
Fatmanur Erdogan, Kariyer Yolculugu, Retrieved from http://tinyurl.com/293pze3

Fatmanur Erdogan, Kariyer Yolculugu, Retrieved from http://tinyurl.com/293pze3

Maslow’un ‘kendini gerçekleştirme’ dediği piramidin en üst noktasına yolculuk, bazı verilere göre toplumların %1 kadarı tarafından yapılıyormuş.

Kendini gerçekleştirmek, gelişmek ve olgunlaşmak büyük çapta kişisel bir özveri gerektiriyor bana kalırsa.  İnanıyorum ki, kendini ‘kendi kapasitesinin sınırlarını zorlamaya teşvik etmekten çekinmeyenler’, bu yolculuğa daha rahat çıkabiliyorlar. 

Geçenlerde Freud’un ‘özgür irade’ yoktur söylemiyle karşılaştım.  Ona göre şartlı refleks varmış.  İlk bakışta kabul edilmesi zor gelse de işin biraz daha derinine inince insan ‘acaba’ diye sorgulamaya başlıyor ve bu söylemde haklı noktalar olduğu kanısındayım.  Bu konuyu araştırmanızı öneririm.

Kendini gerçekleştirmek için hayatta herşeyde olduğu gibi bir öz disiplin ihtiyacı var.  Kültür dediğimiz şey nasıl oluşuyor ya da oluşamıyor bir bakın… Kırmızı ışıkta durulur örneğin.  Kırmızı ışık İstanbul’da onu kullanmayı tercih edenlerindir aynı zamanda.  Kırmızı ışıkta durmak, toplum ve birey için yararlı.  Bunun sağlanabilmesi için daha fazla sayıda sürücünün kırmızı ışıkta sürekli durması gerekiyor.

Bu basit bir örnek ama uygulaması günümüz koşullarında epey zor.

Diğer bir örnek: Bir konuda uzman olmak için o konuda sürekli kendi sınırlarınızı aşmak için ne kadar uğraş veriyorsunuz? Örneğin, sürekli bilgiyi başkalarından toplamaya alışmışken, bilgiyi bağımsız toplamaya çalışmak… yönetim tarzınızı beğenseniz dahi, yeni modelleri başarıyla uygulamak için girişimlerde bulunmak, evet efendimci bir yapıdan çıkmak için denemelerde bulunmak, hayırcı yaklaşımlara daha farklı açılardan yaklaşmak… Bu liste böyle uzar gider.

Gelişimde en önemli faktörün, daha önce hiç yapmadığınız ve deneyimlemediğiniz tecrübelere kendinizi atabilme cesaretinizin olduğunu düşünüyorum.  Bunun hemen ardından gelen de zorluklar karşısında dayanma gücünüzü artırma beceriniz.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

İş Değiştirmek Güzeldir. Tadını Çıkartın.

değişim, kariyer, yönetim 4 Comments »
Y kuşağının sık sık iş değiştirmesinden müzdarip iş dünyası.  Y kuşağını yetiştiren günümüz yönetimleri bu durumu çok iyi anlıyor olmalı aslında. Çünkü yetiştirdikleri nesil onların çocukları… her şeyin en iyisini, en güzelini, en alasını almaya az da olsa şartlanmış bir nesil.  En azından üç aşağı beş yukarı durum bu.  Beklentilerini bulamayınca, arayışa devam ediyorlar elbet.  Seviyorum bu özgür görünümlü ruh halini.  Her ne kadar bir yönetici olarak bu tür durumlar bizlere ara ara zor zamanlar yaşatsa da, insan aradığını bulana ya da bulduğunu sanana kadar devam etmeli yolculuğuna… Ben destekliyorum, arayış halinde olan, aradığını bulana kadar vazgeçmeyen bu nesli…
Fatmanur Erdogan, Kariyer Yolculugu, Retrıeved from http://freshpics.blogspot.com/2009/05/hidden-forest-office-in-madrid.html
Fatmanur Erdogan, Kariyer Yolculugu, Retrieved from http://tinyurl.com/qp89p3

Bu durum iki gelişmeyi beraberinde getiriyor baktığımızda. Birincisi, şirketlerin gelişmesine ve çalışanların istediği değerlerle donatılmış bir kurum kültürünün oluşmasına neden oluyor.  İkincisi, birey her ne kadar farklı deneyimlerden geçerse, adaptasyon, öğrenme, olgunlaşma ve başarı daha yoğun oluyor.  Sonuçta tecrübelerin hepsi kişiye birşeyler katıyor.  Hiç olmazsa bir yaşanmışlık veriyor. Bir şirkette en fazla kaç yıl kalmalı diyorsanız, şuraya bir göz atın.

Her 6 ay ya da senede bir iş değiştirmediğiniz sürece, iş değiştirmek güzeldir. Tadını çıkartın.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Kariyer Seçimlerimizi Yanlış Sanmak

kariyer 14 Comments »

Okuduğu bölümle ilgili bir iş yapmayan ya da kariyerini 5-10 yıl sonra değiştiren birçok kişi ‘Yanlış Kariyer Seçmişim’ diyerek ah vah ediyor. Sevdiğimiz işi yapmamız, istediğimiz bölümde okumamız önemli ancak bu gerçek, seçimlerimizin zamanla değişmeyeceği anlamına gelmiyor.

Okuduğunuz bölümle ilgili bir iş yapmayı tercih etmiyor olmanız, ille de yanlış seçim yaptığınızı göstermiyor. Psikoloji okuyan bir öğrenci, mezun olduktan sonra psikolog olmayı tercih etmeyebilir. Bir işin içine girmeden neyin bizler için doğru olup olmadığını bilmemiz her zaman mümkün değil. Psikolojiyi severek okuduysanız, bu eğitiminiz size farklı alanda kapılar da açacaktır. Kendi şirketinizi kurabilir ya da şirketlerde iletişim, pazarlama, reklam gibi bölümlerde çalışabilirsiniz. Bu seçimlerinizden bir dönem memnun kalsanız da, 7-8 sene sonra istediğinizin bu olmadığını düşünüp tekrar bir sorgulama dönemine girebilirsiniz. Bu hata yaptığınızı değil, zamanla tercihlerinizin değiştiğinin bir göstergesidir.

Sevmediğiniz bir bölümde okuyorsanız ve bölüm değiştirme şansınızın olmadığını düşünüyorsanız, üniversite eğitiminiz süresince asıl ilgi duyduğunuz alanla ilgili ortamlara katılıp, ek eğitimler alıp, bu alanı koklayabilirsiniz. Makine mühendisliği bölümünde okuyup, pazarlama alanında gönlü olanların fırsatları çok. Gönüllü organizasyonlara katılabilir, üniversite derneklerinde görev alabilir, stajlarını ajanslarda yapmayı deneyebilirler. Böylelikle istedikleri alanda çalışabilmek için gereken ön hazırlığı yapmış olurlar. İş dünyasına girdiğinizde bu alanı gerçekten sevdiğinize ve başarılı olduğunuza inanıyorsanız, 3-5 yıllık iş deneyimi arkasından eğitiminizi bu alanda devam ettirebilirsiniz. Üstelik, mühendislik ağırlıklı bir özgeçmişiniz olduğundan bu sizi rakiplerinizden ayrıştıran bir fırsat da olabilir.

15 yıl boyunca çok sevdiğinizi düşündüğünüz bir alanda çalıştıktan sonra, bu alanda daha fazla çalışmak istemediğinizi de fark edebilir yeni bir arayışa geçebilirsiniz. Hayatta doğru seçimler yapmak önemlidir. Doğru seçimler yapabilmek için bizlere sunulan araçları ve fırsatları değerlendirmemiz de gerekir. Fakat, bu imkanları değerlendirerek yapacağınız seçimlerin en mükemmel seçimler olduğunu ya da olmadığını ancak zaman gösterir.

Kurumsal hayatlarda profesyonel bir yaşam elde ettikten sonra girişimciliğe gönül verebilirsiniz.  Girişimciliği deneyip size göre olmadığını fark ettiğinizde yeniden kurumsal hayatlara dönmeyi tercih edebilirsiniz.

Zamanla birlikte beklentiler, yaşamlar ve imkanlar da değişiyor. Bundan 20 yıl önce organik tarım ve ürünleri kimsenin umurunda değilken, bugün geleceğin en popüler alanları arasında yer alıyor.  Gıda mühendisliği eğitimi görmüş bir profesyonel kişi 15 yıl kendini gıda sektöründe mühendislik ve yöneticilik yaparken bulduysa, piyasalardaki gelişmelerle birlikte artık hayatını kendi işini kurmuş, doğal ve sağlıklı yaşamı savunan bir yaşam koçu olmaya adayabilir.

Mükemmel seçimler var mıdır? Hayatta hiç kimse ve hiç bir şey mükemmel değil diyorsak, öyleyse seçimlerimiz de o gün ve şartlar altında aldığımız en ‘doğru’ kararlardır.

Peki o zaman neden kendimizi en mükemmel olanı bulmak için hata yapma korkusuna zincirliyoruz? Seçimlerimiz, onları olumlu değerlendirmeyi beceremediğimizde etkisini yitiriyor. Bill Gates, Harvard’da başlattığı Hukuk eğitimini bırakıp, bilgisayarla ilgili iş yapmaya başlıyor. Michael Dell, doktor olmak için yazıldığı University of Texas’dan, kendi işini kurmak için ayrıldı. The Body Shop’ın kurucusu Annita Roddick, bu işe soyunmadan önce restaurant işletmeciliği yapıyordu.
(28 Temmuz, 2009)


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share

Para Artık Tek Amaç Değil

maaş 6 Comments »

Eskiden çalışmak para kazanmak için yapılırmış. En azından çoğunlukla. Ya günümüzde?

Elbette, çalışırken daha fazla güç ve para kazanmak istiyoruz. Şirketlerin kendilerini büyütmek istemelerinin bir sebebi de bu. Ancak tek sebebi değil.  Ve belki öncelikli sebebi bile değil.

Bir bakkal dükkanı düşünün.  İçinde envayi çeşit ürün gelişi güzel serilmiş olsun. Bu bakkal dükkanı sahibini anlatıyor.

Bir de Bozcaada’da geçen yıl tanıştığım şu bakkal dükkanına bakın. Herşey özenle seçilmiş, dizilmiş, anlamlandırılmış.  Bu ‘bakkal dükkanı’ sahibini anlatıyor.

Günümüzde artık çalışırken kendimizi ifade edebilmek de istiyoruz.  Para kazanırken bunu bir anlam ve amaç uğruna yapabilmek istiyoruz.

Günümüzde kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı gelişmiş şirketlerin tercih ediliyor olmasının bir sebebi de işte budur.

bakkal_oldbakkal_new


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in