Türkler Basın Bülteni Hazırlamayı Bilmiyorsa, İşte Size Kariyer İmkanı!
MediaThink Online yazarlarından Gülay Koç, email kutusuna günde 500 basın bülteni düştüğünü söylüyor. WOW! Günde 500 basın bülteni alan bir gazeteci’nin elbette bu bültenlerin hepsini okuyor olduğunu düşünmemiz herhalde saçma olurdu. Aralarından, gözüne çarpanı ve belki de az buçuk ilgi alanına giren bir haber bültenini seçip okuyor olması çok doğal. Bültenlerin bu kadar kötü olduğunu da söylemesi ilginç: PR ajanslarının ne kadar yetersiz ve şirketlerde bu işleri yapanlarında ne kadar sıradan olduğuna işaret eder gibi…Bir gazeteciden böyle bir eleştiri geldiğine göre, doğru bir izlenimi ve yorumu olduğuna inanıyorum. Peki, bir konuda yada bir sektörde uzmanlaşamayan gazetecilere ne demeli? Acaba email kutularına her telden basın bülteni düşüyor olmasının önemli sebeplerinden bir tanesi de bu değil mi?
MediaThink Online’da yer alan bu haberin Halkla İlişkiler alanında kariyer yapmak isteyenler için önemli olduğuna inandığım birkaç değeri var.
Türkiye’de gazeteciliğin içler acısı olduğu gerçeği:
Bugün muhteşem haber değeri olan bir basın bülteni dahi yazıyor olsanız, haberiniz gazete sayfaları içerisinde küçük bir yer belki alır. Çünkü ana sayfalarda çıkan çıplak kadın resimleri, mankenlerin o gün kiminle nerede gözüktükleri çok daha fazla önem arz ediyor! O sebeple, gerçek haber ara sayfalarda yer almak durumunda kalıyor. Gazeteci olmayı düşünen yeni adaylara, sadece haber peşinde koşmanın yanısıra “sektörlerinde neyi değiştirmek istediklerini” de düşünmelerini, bu konuda bir vizyon sahibi olmalarını öneririm. Sadece bir gazeteci değil aynı zamanda bir yönetici gibi düşünüp hareket edebilmek sağlam bir kariyer yolculuğu yapmanızı sağlar.
Halkla İlişkiler alanında kariyer yapmayı planlayan yeni mezunların, mezun olduktan hemen sonra PR ajanslarında işe başlamalarının ne kadar iyi bir adım olduğunu iyi değerlendirmelerini öneririm. İlk önce şirketlerin nasıl çalıştığını anlamanız, uygulanan projeleri ve çalışma tarzlarını görmeniz size çok şey kazandıracaktır. Birkaç sene de olsa, ilk önce farklı bir sektörde iş bulmayı denemenizde fayda olduğuna inanıyorum.
Türkiye’de iyi sayılabilecek PR ajansları ortalama 20-30 kişilik ekiplerden oluşuyor. Bunlar “minicik” şirketler! Elbette alanlarında sahip oldukları tecrübe ve know-how çok değerli. Ancak müşterilerinin arasında 5-10 bin kişilik üstelik üretim yapan şirketlerinde olduğunu düşündüğünüzde, bu şirketlerin çalışma kültürleri içerisinde kavrulmuş ve iş deneyimi elde etmiş bir kişi olduğunuzda, tecrübelerinizin eşsiz olacağına inanıyorum. Bu noktadan sonra ajanslarda çalışmanız sizin değerinizi artıracaktır.
Halkla ilişkilerden mezun olmak bu alanda başarılı bir kariyere sahip olmak için yeterli değil. Bir ilgi alanınızın olması ve belli bir konu üzerine eğiliyor olmanız kariyeriniz açısından faydalı olacaktır. İşiniz gereği “meraklı” bir tip olmanız kaçınılmaz. Dolayısıyla, her telden çalabilmeniz size avantaj kazandıracaktır. Ama kariyerinizde yükselebilmeniz, belli bir konuda uzmanlaşmanızı gerekli kılacaktır.
Basın bülteni yazmayı bilmeyen halkla ilişkiler uzmanı olmayın! 5 yıl boyunca bu işi yapıyor olup, tek bir basın bülteni hazırlamamış olan vasat çalışanlardan olmayın. Bir şirkette çalışıyorsanız, ajanslarla çalışıyor olmanız her işinizi onlara paslamanız anlamına gelmiyor. Basın bülteni yazmakta uzmanlaştığınız zaman denetleme ve yön verme görevini üstlenmeyi deneyin. Böylece Gülay Koç’un dediği gibi basın bülteni yazmaktan aciz halkla ilişkiler uzmanı olmaktan kurtulmuş olur, yaptığınız çalışmaların ses getiriyor olmalarını sağlarsınız.




