İş Görüşmesi Tek Taraflı Bir Mülakat Değildir.

iş görüşmesi, iş arama, kariyer 10 Comments »

İş görüşmelerini hep şirketlerin adayları şeçecekleri ortamlarmış gibi düşünürüz.

Bir çok iş arayan aday için durum böyle. Bir çok işveren şirket için de durum böyle!

Ne istediğinizi bilmiyorsanız en azından ne istemediğinizi ögrenmeye çalışın.

Her iş yeri size uygun olmayabilir.

İş hayatımızın başlarında “işletme kültürü” dediğimiz şey anlamsızdır, çünkü yeterli sayıda iş tecrübemiz olmadığından aradaki farkı anlamakta güçlük çekeriz. Tecrübemiz arttıkça, kendimizi daha iyi tanımaya başladıkça ve bilinçlendikce işletme kültürünün de önemini kavramaya başlarız. Başarılı işlere imza atabilmemiz şirket kültürüne ne kadar uyumlu olduğumuzla da yakından ilgilidir.

[Burada bir parantez açarak İnsan Kaynakları olan şirketlerde işe alımdan sorumlu olan kişilerin kurum kültürünü iyi yansıtacak şekilde seçilmiş kişilerden oluşmasının ne kadar önemli olduğunu söylemek isterim. Genelde birçok adayın işe almadan sorumlu kişilerden şikayetçi olmasının ardında yatan bir gerçek vardır sanıyorum. Bu kişiler potansiyel adayları şirketinize çekmenizi sağlamanın yanı sıra, kurumsal imajınızı yükseltecek yada düşürecek bir etkiye de sahiptirler. ]

İş görüşmeleri şirketlerin adayları sorguladıkları ortamlar değil ayrıca adayların da şirketleri sorguladıkları ortamlardır.

Ben yeni gençliği çok seviyorum! Her teklif edilen işe atlamıyorlar. Soruyor, sorguluyorlar. “Benim için bu projede çalışmak harika ama proje sonunda pozisyona ne olacağı belli değil.” deme cesaretini gösterebiliyorlar.

Kendinizden emin olmanız ve işe alımların tek taraflı olmadığını hissettirmenizin toplumsal bir faydası da var! Şirketleri daha “müşteri odaklı” çalışmaya zorluyor olmamız.

“İşveren benim. İşine gelirse.” devri bir grup insan için her zaman geçerli olacaktır elbet. Şunu bilinki “iyi ve kalifiye eleman bulmak” her zaman zordur ve şirketler bu kişileri kaybetmek istemezler. Her ne kadar güçlü olan taraf işveren olsa da eğer alanınızda iyiyseniz, sizin de güçlü olduğunuzu görürler. Elbette iş teklifi etme noktasına kadar bunu size belli etmeyeceklerdir. Sizin ise böyle bir görüntü verme şansınızın pek olmadığını hatırlamanızda fayda var.

İş görüşmelerinizde şirkete pozisyon, işin tanımı, şirket kültürü ve aklınıza takılan tüm soruları yönlendirmekten çekinmeyin. Unutmayın, mülakat çift taraflı. Onlar sizi değerlendirirken, siz de onları değerlendiriyor olacaksınız. İşi ve işvereni beğenmeseniz bile diplomasiyi elden bırakmayın. İstediğiniz bir şirketten iş teklifi gelmesi hoştur ama istemediğiniz bir şirketten de iş teklifi geliyor olmasında zarar yoktur.

Soru sormanız hem sizi mülakatçı gözünde ilgili yapacaktır hemde sizin şirket ve iş hakkında daha iyi bilgi elde etmenizi sağlayacaktır. Bu hakkınızı kullanın.

Bazı kariyer uzmanlarının aksine benim tavsiye ettiğim bir konu da sormak istediğiniz soruları mülakatın sonuna bırakmamanız.

Oyun karşınızdaki kişiyi etkileme oyunuysa nelerden etkileneceklerini ögrenmeniz gerekiyor. (evet, öyle. Karşınızda duran mülakatçının sizden hoşlanıyor olması gerekiyor, aksi takdirde sadece zeki olmanız işi kapmanıza yetmiyor. Birçok araştırma işe alacak yöneticilerin kendileriyle çalışmaktan hoşlanacakları kişileri işe almayı tercih ettiklerini ortaya koyuyor. Özellikle Harvard profesörlerinden Tiziano Casciaro tarafından yapılan çalışmalar ve “Competent jerks, lovable fools and the formation of social networks” isimli makale bunu ortaya koyuyor. Alanınızda ne kadar iyi olursanız olun eğer işe alacak yönetici sizinle anlaşamayacağı algısına kapılır yada sizi kendisine tehdit edecek nitelikte başarılı görürse iş teklifi almanız çok zor. )

Mülakatın sonuna bıraktığınız her soru kaçırdığınız fırsat olabileceği gibi mülakat sırasında oluşmuş olan algıları silmeniz yada yenilemeye çalışmanız da faydasız olabilir.

Bookmark and Share

Yeni Mezunların Maaş Savaşı

pazarlık, öğrenci, maaş, yönetim, kariyer, üniversite 6 Comments »

Yeni mezun olmak savaştan yeni çıkmış olmak gibi.

Bilgi harika düzeyde! Tecrübe yok. Gel gör ki yeni bir hayata başlamanız gerekiyor.

Şirketler tecrübeli eleman arıyorlar. “İş vermezseniz biz nasıl tecrübe edinelim ki?” naraları da artık sökmüyor. Arguman kötü baştan. Üniversite yıllarınız sadece okumanız gereken yıllar değil. Aynı zamanda tecrübe edinmeniz gereken yıllar. Okurken çalışmak yeni bir konsept değil. Şansınızı zorlayın. Sıra iş bakmaya geldiğinde başınızı taşlara vurmayın!

Ama bugünkü konumuz para!

İş buldum. Ne kadar para istemeliyim?

Bu sorunun cevabı kolay ama uygulaması zor olabilir. Ilk önce mutlaka bilginiz ve tecrübenizin ne durumda olduğu hakkında iyi bir fikir edinin. Kendinize sorun. Hangi konuda çok iyi olabilirim?

Sonra sektör ve pozisyonunuz hakkında piyasa araştırması yapın. Insanlar ne kazanıyor? Araştırın. (dostlarınız maaşlarını tam olarak dürüstçe söylemiyor olabilirler, o yüzden sağdan soldan duyduğunuz maaşlara fazla kulak asmayın)

Örneğin, turizm ve otelcilik sektörü Türkiye’de düşük fiyatlarla çalışıyor. Gönlünüz bu sektörlerdeyse, az parayla yaşamaya alışmanız yada durumu kabul etmeniz gerekiyor.

Piyasa fiyatlarını ögrenebilmek için profesörlerinizden ve tanıdığınız profesyonellerden yardım isteyin. Üniversitenizin mentor programı varsa mentorlarınıza sorun. Sizin mentorunuz yardımcı olamıyorsa bilen birine sorup size bu konuda yardımcı olmasını isteyin. Insanlar yardımcı olmayı ve bilgi vermeyi severler. O yüzden çekinmeyin!

Bilgi topladıktan sonra kendinize bir fiyat aralığı belirleyin. Örneğin 1000-1500YTL arasında bir fiyat aralığı seçtiğinizi düşünelim. Bu demektir ki, 1000 YTL’nin aşağısındaki teklifleri kabul etmeyeceğim. 1500 YTL’nin üzerindeki tekliflere ise düşünmeden atlayabilirim!!! Bu tarz bir fiyat aralığı mutlaka aklınızda olsun. Pazarlık etmenizi sağlayacak, nerede durup nerede devam etmeniz konusunda size yol gösterecektir.

Sonunda iş buldum. Ne fiyat verirlerse kabul etmeye hazırım!

Eğer uzun zamandır iş arıyorsanız ve halihazırda bir işiniz de yoksa o zaman ateş bacayı sarabilir! Bir an önce para kazanmanız gerekiyor. Daha fazla beklemek istemiyorsunuz. İş bulamamaktan da korkuyorsunuz vesaire.

Yeni mezunsanız, hiç iş tecrübeniz yoksa ve iş bulmakta gerçekten zorluk çekiyorsanız, moralinizde çökme noktasına geldiyse, işi beğendiniz ama maaş çok düşükse teklifi kabul edin!

Bu hareketin birkaç önemli avantajı var.

Birincisi kaybedecek hiç birşeyiniz yok! Çalışırken iş aramak her zaman daha kolay ve rahattır. Psikolojik çöküntü pek yaratmaz.

Ikincisi artık özgeçmişinize yazacak bir iş tecrübeniz var! Bu size artı puan kazandıracaktır. Neden 3 ay önce girdiğin işten ayrılmak istiyorsunuz sorularından korkmayın. Açıklaması gayet net. Uzun zamandır iş arıyordunuz, istediğiniz gibi bir iş bulamadınız, maddi olarak işe ihtiyacınız vardı bu iş size göreydi ama sizin istediğiniz ortam değildi. Dolayısıyla çalışırken iş aramaya devam etmenin daha faydalı olacağını düşündünüz. Doğruyu olduğu gibi söylemekte fayda var. Sonuçta ilk işiniz, fazla deşilecek bir durum yok ortada. Psikolojik sorunu olmayan bir yöneticiyle mülakata girdiğiniz sürece bu konu çok da büyütülmeyecektir. Sadece ikna edici konuşmanız gerekecek, hepsi bu.

Üçüncüsü belki de işi sevecek ve kalmak isteyeceksiniz. Birkaç ay başarılı bir tempoda ilerlerseniz iyi bir sebeple yada ek projeler üstlenerek maaşınıza zam isteyebilirsiniz.

Diyelim ki uzun zamandır iş arıyorsunuz, birkaç yıllık iş tecrübeniz var ve ne istediğinizi biliyorsunuz. Hafif çöküntü durumu başladı ama iş teklifindeki maaş piyasanın gerçekten altında. O zaman kendinizi frenleyebilmeyi deneyin. Unutmayın, özellikle büyük ve kurumsal şirketlerde işe giriş fiyatınız çok önemlidir. Sonradan fiyat arttırabilmek atla deve.

Küçük şirketlerde ve patron şirketindeyseniz, insane kaynakları olmayan ofislerdeyseniz, genelde Genel Müdür ne isterse o olduğundan belki şansınız yağver gidebilir ama Genel Müdür’ün duygusal durumuna bağlı bir artış alabilmek patronun adamı olmayı gerektirebilir.

Sonuç olarak iş istediğiniz iş ise, teklif de gelmişse ama maaş az ise mutlaka pazarlık edin. Yanınızda sağlam argumanlar taşıyın ve fiyatı en azından piyasa fiyatına çekin. Altına inmeyin. Bu işe de duygusal bakmayın. Şirket size iş teklifi etti diye minnettar kalma gibi bir duyguya kapılmayın. Onlar işlerine yarayacağını düşündükleri birine teklif götürdüler, sizde işlerinde yardımcı olabileceğinizi düşündüğünüz bir firmaya başvurdunuz ve birlikte çalışmanın yollarını arıyorsunuz. Bu iş karşılıklı bir alışverişten farklı bir şey değil. Şirketler sizi “kiralıyorlar” ve verdiğiniz hizmet karşılığında size “ücret” ödüyorlar. Bir iş ortamı burası. Aklınızda tutun. Bakın bugün 17 yaşından beri Sabah gazetesinde çalışan ve yazı işleri müdürü Gülçiçek Pamir Insan Kayanklarından gelen bir (kendi yöneticisinin bile değil) telefonla işten atıldı.

İş dünyasına hoş geldiniz.

Bookmark and Share

MBA Out Tasarım In!

yönetim, kariyer No Comments »

Business Week tarafından yapılan bir çalışma artık şirketlerin MBA öğrencilerini finanse etmek yerine tasarım ögrencilerine finanse olduklarını ortaya koydu.

Üniversiteler, şirketlerin temel problemlerine yönelik en önemli sorunlardan birine daha eğiliyor. Tasarımcı ve yöneticilerin birlikte çalışabilmelerini, birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlayabilmek amacıyla programlar geliştiriyor, işbirlikleri yapıyorlar.

Günümüzde inovasyon, yenilikçilik gibi kavramların giderek daha da önem kazanması, tasarımcılara olan talebi uyandırdı. Yaratıcı beyinlerle, muhasebeci zekaların aynı dilden konuşamıyor olması yönetsel açıdan zorluk yaratmakta. Globalleşen ve rekabetin giderek arttığı dünyamızda tasarımın önemi yadsınamaz bir boyuta geliyor.

Inovasyon danışmanları, akademisyenler ve yöneticilerden oluşan bir grup profesyonel, dünya çapındaki en iyi tasarım okullarını seçti. Kariyer başarısı için tasarım ile yönetimi birleştirmeyi planlayanlara duyurulur.

Bookmark and Share

Parasal Olarak Başarıya Ulaşmak

kariyer 3 Comments »

Kariyer başarısı ile birlikte maddi açıdan da başarı elde etmek mi istiyorsunuz? Milyoner Aklın Sırları isimli kitap Boyner yayınları tarafından piyasaya çıktı. Kitabın yazarı T. Harvy Eker “Parasal olarak başarıya ulaşmış insanların amacı daha azıyla yetinmek değil çok daha fazla kazanmaktır, parasal başarıya ulaşmış olanlar için durum mucize değil olağandır. “ diyor.

Bu konuda profesyonellerin verdiği 5 tavsiye şöyle:

1-Emeğinizin karşılığını alın, kazandığınızdan daha azını harcayın.

Bir işe başlamadan önce, pozisyonunuzun piyasa fiyatını ögrenin. Piyasa değerinin altında fiyata amin dememeye bakın. Özellikle uzun zamandır iş bakıyorsanız, piyasa değerinin çok altına inmemeye bakın. Çaresizliğiniz uzun dönemde size dezavantaj getirebilir. İşe giriş fiyatınız çok önemlidir. Daha sonraki yükselmeler genelde standart artışlara tabidir.

Kazandığınız paranın en az %7’sini biriktirin. Olmuyor ki demeyin. %7 daha az kazanıyormuş gibi davranın ve mutlaka paranızı bir kenara koyun. Her ay aynı işlemi devam ettirin

2-Plan ve Bütçe yapın

Paranızı yönetmeyi öğrenin. Bütçenizi nasıl harcamanız gerektiği konusunda bir disiplin sahibi olmaya çalışın. Kredi kartları harcamalarınızı kontrol altına alın. Kesinti yapmanızın mümkün olduğu kalemlerde tasarrufa gidin.

3-Yatırım Yapın

Yatırım yapmaya 20’li yaşlara başlayabilirseniz harika. Yatırım yapmak sadece ev almak anlamına gelmiyor. Bankaların likit fonlarından yararlanabilirsiniz. Emeklilik fonları bana kalırsa Türkiye’de iyi bir yatırım aracı olmasa da birçok kişi para biriktiremediğini ve bunu zorunlu bir yatırım aracı olarak gördüklerini söylüyor.

Eğer risk alabiliyorsanız, ama başınızı çok büyük dertlere sokmayacak risklerden, borsa gibi diğer finansal araçlar da bir opsiyon olabilir.

4-Maliyetlerinizi En Aza Düşürün

Ticaretin kuralıdır. Alırken kazanırsın. Mantık aynı. Yaşadığınız yer kazancınızın çoğunu yememeli. Kirada oturuyorsanız, size yetecek bir alan olsun, arkadaşlarınızın yada sizin gözünüzü doyuracak bir alanı daha sonra “satın alabilmek” için kullanırsınız. Mümkünse ailenizle birlikte yaşayın. Para biriktirebilmenin en güzel yollarından biri budur. Imkanınız varsa kullanın.

5-Zengin Olmak Kötü Birşey Değildir

T. Harv Eker, birçok insanın bilinçaltında aslında zenginliğin kötü birşey olduğu düşüncesi yattığını söylüyor. Doğal olarak bilinçaltımız bakış açılarımızı da etkiliyor. Parasal başarıya odaklanan kişiler karşılarına çıkan fırsatları görürken, parasal başarıya odaklanmayan kişiler sadece engelleri görüyor.

Finansal açıdan başarılı olabilmek için ilk önce bu isteğimizin farkında olmak ve bilinçli olarak bu düşüncemizle rahat etmemiz gerekiyor. Zengin olmak yada olmayı istemek kötü bir şey değildir.

Bookmark and Share

Özgeçmiş, CV, Resume ve Vesaire Hakkında!

kariyer 1 Comment »

Bu işin Türkçesi ‘özgeçmiş’ aslında.

Bir çok şey gibi özgeçmiş yerine CV kelimesini kullanıyoruz. Daha kısa olduğu için ve dilimize yerleştiği için aslında.

Amerika’da CV ile Resume arasında fark vardır. Biz CV demeyi tercih ediyoruz. CV aslında akademik özgeçmişlere verilen isimdir. Daha uzuncadır. Akademik pozisyonlar için kullanılan ve daha detaylı bir dökümandır. Akademik pozisyonlara başvuranlardan yada akademik burs başvurusu yapanlardan genelde detaylı bir özgeçmiş istenir. Bu CV’dir.

Her tür özgeçmiş bizde CV olarak tanımlanıyor. O yüzden CV demeye devam ediyoruz. Merak etmeyin, Amerika’da da CV ile Resume arasındaki farkı bilmeyenler var.

Genel olarak ve kısa yoldan çoğu kişi özgeçmiş yada CV terimlerini kullanmayı tercih ediyor.

Resume ise profesyonel özgeçmişlere verilen isimdir. Kısadır. 10 saniyede vermek istediğiniz algıyı, mesajı verebilmesi gerekir.

Neden CV, resume tanımlarını veriyorum sizlere?

Söyliyim.

Üniversitede okuyorsanız, yurt dışında bir üniversiteye girmek istiyorsanız, doktora öğrencisiyseniz, uluslararası alanlarda burs almak istiyorsanız yada projelerinizi diğer üniversitelerle ortaklaşa yapmak istiyorsanız CV yazmaya ihtiyacınız olabilir.

Kasım ayında bizlerle birlikte Profesyonellerin Kariyer Yolculuğu bölümümüzde yer alacak kişi Homoekonomikus isimli kitabın yazarı Marmara Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr. Murat Çokgezen. Bizlere akademik kariyer sahibi olmak isteyenlerin nelere dikkat etmesi gerektiği hakkında bilgiler veriyor olacak.
————————————————————
Profesyonellerin Kariyer Yolculuğu
Ekonomist, Asım Aslan “Kariyer Peşinde”
Act Istanbul, Yılmaz Aslan “Hukukçuların Kariyer Yolculuğu”
Omron, Şeniz Schmeide “Finans Alanında Kariyer Yapmak Gönül Ister”

Bookmark and Share

Boş CV yollamadım. Neden kimse aramıyor ki?

iş arama, CV 7 Comments »

‘CV Yolladım. İş Başvurusu Yaptım.’

Neden Kimse Beni Aramıyor?’

Genelde iş arayanların çoğunun tipik sorunudur.

Harika bir CV hazırladım.’

Vurucu bir önyazı yazdım.’

Ama CV yolladığım hiçbir yerden cevap gelmiyor!

Sorun nerde?

Şu an Amerika’da yaşayan ve çok da başarılı bir şirket sahibi olarak çalışan bir arkadaşım, Türkiye’de şansını denemek istediğinde şöyle demişti. ‘CV’imi yollamadığım yer kalmadı. E, boru da değilim! Boğaziçi işletme mezunuyum. Amerika’da da okudum. Kısa da olsa iş deneyimim de var. Gel gör ki ne arayan var. Ne soran. İlle araya torpil mi koyayım?

Eğer CV’iniz gerçekten başarılı hazırlanmışsa, önyazınız da vurucu ise, doğru işe ve doğru pozisyonlara da başvurduğunuza inanıyorsanız o zaman kendinize acı çektirmekten vazgeçin!

İnsan Kaynakları yöneticilerinin ya da şirket yönetimlerinin size söylemediği gerçekler devreye girmiş olabilir.

İş yükü hemen hemen her çalışanın yakındığı bir durum. Dolayısıyla iş yükünden CV’lere göz atmak zaman alıyor!

Şirketlerin işe alma süreçlerinin mükemmel olduğu düşüncesini kafanızdan atın. CV’lerin hangi ellerden nasıl geçtiğini hayal etmeniz zor olabilir.

CV’inizi yolladığınız yöneticinin kafasında ne dolaştığını bilemezsiniz. Amcasının çocuğuna yer açmak istiyor olabilir. Kötü gününde olabilir. Tatile çıkmış olabilir. Belki de çok dağınık ve ne istediğini bilmeyen biridir!

Bazen de açılan pozisyonlar şirket çapında gerçekleşen bütçe kesintilerinden dolayı ötelenir. Dolayısıyla yolladığınız CV’yi incelemek şimdi değil de üç ay sonra gerekir. Elbette bu durumdan adaylar haberdar olmaz.

Demek istediğim şey şu: Muhteşem bir çalışan olabilirsiniz. Konunuzda uzman olabilirsiniz. Her şeyinizi tam hazırlamış olabilirsiniz. Ne var ki iş başvurularında birçok şey—tahmininizden çok çok daha fazla şey— kontrolünüz dışında gelişiyor. Sorun her zaman siz değilsiniz. Bunu aklınızdan çıkartmayın. Kendinize olan güveninizi azaltmayın.

Siz, kontrol edebildiğiniz noktaları en mükemmel şekilde yapmaya bakın. Yapabileceğinizin en iyisini yapın.

Gerisini de hayata ve zamana bırakın.

İş görüşmelerinizde daha huzurlu, daha güvenli ve kendinizden daha emin hareket ettiğinizi göreceksiniz. Gereksiz yere 3 aydır işsiz olduğunuzu düşünerek ve bir panik ile fiyatınızı kırmaya çalışmayacaksınız.

Bookmark and Share

Hukukçuların Kariyer Yolculuğu

öğrenci, kariyer, üniversite 7 Comments »

Yazar:Prof. Dr. Yılmaz Aslan, ACT Istanbul
Profesyonellerin Kariyer Yolculuğu

Hukukçuların kariyer yolculuğu, ilk yıllardaki tercihlerine göre şekillenir. Bu nedenle doğru tercihler yapmak oldukça önemlidir.

Artık büyük bürolarda, yabancı şirketlerle ve danışman avukat olarak çalışmak çok moda oldu. Bu tercih zorunlu değil ama, genelde ilk tercih böyle bürolar için oluyor. Bu tip bürolara girmek o kadar kolay değil tabi ki.

Öğrencilik yıllarından başlayarak birkaç avukatlık bürosunda staj yapmak, yaz aylarında yabancı dil eğitimi almak, en az bir yabancı dil bilmek aranan şartlar arasında geliyor.

Yüksek puanlarla öğrenci alan hukuk fakültelerinde okumuş olmak her ne kadar gerek şart değilse de tercih sebebi oluyor doğal olarak.

Buraya kadar yazılanlar zaten her meslek için geçerli olan şeyler.

İyi bir hukukçu olmak için biraz daha detay verelim öyleyse:

Alan seçimi çok önemli, eskisi gibi “herşeyi yapan avukat” diye bir şey yok artık.

Şimdi uzmanlaşma zamanı. Uzmanlaşmak için seçilecek alan yeni bir alan olmalı veya yakın gelecekte gündeme gelecek bir alan olmalı. Bu alanlardan bazılarını saymak gerekirse, başta fikri mülkiyet hukuku, çevre hukuku, taşıma hukuku, internet hukuku, rekabet hukuku, tüketici hukukugibi alanlar geliyor.

Ancak klasik hukuk konularında iyi olmayanların bu alanlarda başarılı olma şansı yoktur.

Hukuk bir bütündür, aşırı uzmanlaşma bütünü görmemizi önlememeli.

Örneğin sözleşmeler hukuku alanında iyi değilseniz, hiçbir konuda iyi olamazsınız. Medeni Hukuk ve Borçlar Hukuku tüm alanların anasıdır, herşey onların üzerine kurulur, temel sağlam olursa üstüne kurulan yapı da sağlam olur. Bu nedenle yeni ve güncel bir alan seçerken, klasik hukuk alanlarının da hala yürülükte olduğu ve onların prensiplerinin bu yeni alanlarda da geçerli olacağını unutmamak gerekiyor.

Hayat çaba göstermekten ibarettir, kolay vazgeçmemek ve ne istediğini bilerek ona ulaşmaya çalışmak esas olandır.

Hepinize parlak bir kariyer dilerim.

Bookmark and Share

Yeni Mezunlar İş Arıyor!

iş arama, kariyer, iletişim, CV 2 Comments »

Yeni mezunların işi zor. 

Üstelik birde üniversite yıllarınızı evle okul arasında mekik dokuyarak geçirdiyseniz, staj yapmadıysanız, derneklerde gönüllü çalışmalara katılmadıysanız işiniz daha da zor. 

Öğrencilik döneminiz böyle geçtiyse, umarım torpiliniz vardır. O da yoksa, kolları sıvayıp nasıl bir iş görüşmesi kapabileceğinizi düşünmeye başlamanızda fayda var. 

Yeni mezuna CV hazırlamak zor. 

Tecrübesizseniz, iş bulmanız zor. Bu da garip bir kısır döngüdür ama bu kısır döngü senelerdir devam ediyor. Dolayısıyla yazdığınız özgeçmişin gerçekten dolu olmasını sağlamanız gerekiyor. Şirketler günde yüzlerce CV alıyorlar. Tonlarca CV arasından sizinkinin göze çarpmasını sağlamak için emek harcamanız gerekiyor. 

Her ne kadar süper başarılı bir öğrenci olsanız da hazırladığınız özgeçmiş kötü yazılmış yada kötü formatlanmışsa, CV’iniz bir kutudan diğer bir kutuya okunmadan aktarılır. Buda onlarca başvuru arasından ‘acaba neden beni çağırmıyorlar’ diye yakınmanıza sebep olur. 

Yeni mezun CV=Tek sayfa. 

Yeni mezun bir kişinin tek sayfadan fazla söyleyecek ne sözü olabilir? Akademik bir CV hazırlamıyorsanız, CV’inizi mutlaka tek sayfa hazırlayın. Kısa bir gözucu ile bakıldığında CV’inizin dikkati çekecek nitelikte olması gerekiyor. Hemde yazdığınız her satırın bir anlamı olmalı.  

Örneğin, birçok özgeçmişte tam tepede adayın TC vatandaşı olduğu bilgisi bulunuyor. Yani CV’inize bakan kişiye söylemek istediğiniz en önemli nokta bu mu demeden kendimi alamıyorum.  

CV yazmak zordur.

Üzerinde düşünmek, saatler harcamak gerektirir.  Neden? Çünkü yaptığınız çalışmaları efektif ve değer yaratacak şekilde kaleme almak ciddi olarak düşünmeyi ve araştırmayı gerektirir. Ayrıca laf salatası yapılmış özgeçmişler sizin kendinizi ve yaptıklarınızı ifade edemediğinizi gösterir. Şirketlerde kendini dahi anlatmayı beceremeyen kişilerle zaman harcamak istemezler. 

Unutmayın bu iş de, her şey gibi bir algı yönetimi. 

Öncelikleri belirleyebilmek 

Başvurduğunuz işe ve pozisyona göre CV’inizdeki sıralamaları değiştirebilmelisiniz. Gerektiğinde çalıştığınız iş yerlerini öncelikli verebilir gerektiğinde akademik bilgilerinizi öne çıkartabilmelisiniz. Bunun bir standardı yok.      

Hiç iş deneyiminiz yoksa, üniversitede yaptığınız projeleri ballandırmayı, elde ettiğiniz başarıları ve projelerin sonuçlarını vermeyi unutmayın. Ve lütfen CV’inizi hayat hikayenizi yazar gibi hazırlamaktan vazgeçin. Gün içinde yaptığınız işleri sıralamak yerine başvurduğunuz pozisyona uygun kelimeler seçerek başarılarınızı öne çıkartın. ‘X derneğinde seminerler organize ettim’ demek yerine ‘Organize ettiğim seminerlere 100 kişinin katılımını sağladım’ demeyi deneyin.

Yani herkesin yapabileceği şeyleri söylemek yerine sizi yaptığınız işlerde öne çıkartan noktaları vurgulayın.   

İş görüşmesi kapmanızı sağlayacak en önemli doküman CV ve ön yazınızdır. Kendinize yapacağınız en büyük yatırım kendinizi pazarlamaya yarayan CV’inizi en profesyonel bir biçimde hazırlamak olacaktır. Gerisi çorap söküğü misali…

Bookmark and Share

Facebook ile Oynamak Yerine LinkedIn ile Network’ünüzü Sağlama Alın

network, iş arama, iletişim, pazarlama 12 Comments »

Facebook, bir üniversite ögrencisi tarafından üniversite öğrencileri için kurulmuş bir sosyal ağ olsada günümüzde genç yaşlı hepimiz aynı furyanın içine dalmış durumdayız.

Bir kere başladınız mı, psikolojik bir baskı da hissetmeye başlıyorsunuz. Dostlarımın sayısı bu kadar az olmamalı diyerek başlıyorsunuz facebook’da eş dost aramaya…

LinkedIn ise profesyonel bir sosyal ağ.

Profesyonel network’ünüzü kuvvetlendirmek ve canlı tutmak istiyorsanız, Facebook ile oynamak yerine LinkedIn ile çalışmaya başlayın.

LinkedIn’in farkı, sistem içinde profesyonel kariyerinizle yer alıyor olmanız.

Soru cevap kısmında sadece kendi network’ünüzden değil, ağ içinde bulunan profesyonellerden destek alma imkanınız da oluşmuş oluyor. Profesyonel bir ortam olduğundan insanlar abuk sabuk konularla birbirlerini rahatsız etmek, spam yollamak yerine, profesyonel alanda iş imkanları elde ediyorlar. Yeni profesyonellerle tanışıyorlar.

LinkedIn daha önceleri resim koymaya imkan vermiyordu. Bu yeni fonksiyonun eklenmesiyle daha da faydalı hale geldi.

Iş ortamınızda iş yapmaya başladığınız kişileri LinkedIn’e eklemeyi ihmal etmeyin. Sonradan kimi tanıyordum, acaba beni hatırlıyor mudur tarzı sorunlarla karşılaşmamak için network’ünüzü hızlı harekete geçirin.

Birçok profesyonel’in hala LinkedIn’i keşfetmemiş olması bir dez avantaj olsa da, size yarar sağlayan bir sosyal ağı kendi profesyonel çevrenizle de paylaşmak iki tarafa da kazanç sağlayacaktır.

Türkiye’de daha birçok platform var ama uluslararası platformlarda işlem gören ve en tanınmış sosyal ağ LinkedIn. Network’ünü sağlam tutmak isteyenlerin zaman geçirmesi gereken ortam burası.

Bookmark and Share

Kötü CV Örnekleri

CV 4 Comments »

Web’de araştırmaya girdiğinizde bir çok boş cv örneği önünüze çıkabiliyor. Bunların birçoğu kötü CV örnekleri. Burada bir iki kötü hazırlanmış CV örneği vermek istiyorum sizlere. Boş CV örneği arıyor ve de bu örnekler karşınıza çıkıyorsa, kullanmamanızı tavsiye ediyorum.

Bildirgeç’in tavsiye ettiği bu CV örnekleri format, bilgi düzenlemesi açısından kullanılmaması gereken CV’lerden.

Ege Üniversitesinin yayınlamış olduğu CV örnegi oldukça sıradan ve etkili bir yazımdan uzak.

Bu örnekleri kendi CV’iniz içerisine koymak isteyebileceğiniz konular açısından inceleyin, ancak unutmayın ki bu örnekler çok sıradan, formatları basit ve bazıları yanlış kullanımlar içermekte.

CV hazırlamak önemli bir konu. CV’iniz, sizi “pazarlayan” en önemli dökümanlardan bir tanesi. CV’nizi hazırlamak için zaman harcayın. Üzerinde kafa yorun. Dostlarınızdan, profesyonellerden tavsiye alın. Tanıtımınızı iyi yapın.

Bookmark and Share
WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Login