Neden Akademisyenlik? Nasıl Akademisyenlik?
öğrenci, kariyer, üniversite, eğitim November 12th, 2007Yazar: Doç. Dr. Murat Çokgezen, Marmara Üniversitesi İktisadi Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi, Homoekonomikus kitabının yazarı, E-konomist.net portalı yöneticisi
Akademisyenlik güzel meslektir.
Öncelikle size çok fazla boş zaman verir. Eğer bu boş zamanı iyi değerlendirebilirseniz maddi ve manevi olarak tatmininiz yükselir.
* Sürekli belirli bir ortalamanın üzerindeki insanlarla muhatap olursunuz. Bunu meslekte olanlar çok fazla fark etmeseler de bu çok önemli bir avantajdır. (Bunun kıymetini anlayamayanların polislik gibi sürekli belalı adamlarla uğraşmak zorunda olan insanlarla konuşmalarını tavsiye ederim.)
* Sürekli gençlerle beraber olursunuz. Bu bir yandan size yaşlandığınızı hatırlatsa da, diğer yandan sizi sürekli daha zinde tutar.
* Sürekli yeniliklere açık bir meslektir. Alanınızla ilgili hergün yeni bir eser çıkar. Sürekli yeni ve ilginç şeyler öğrenebilirsiniz.
* Dünyaya çok açık bir meslektir. Alanınıza yaptığınız katkıları dünyanın çeşitli yerlerindeki meslektaşlarınızla paylaşma imkanınız vardır. Bir anda sınırlar sizin için açılır. Çok fazla gezme ve dünyanın her yerinden insan tanıma fırsatı bulursunuz.
* Size ufak çapta şöhret imkanı sunar. Her yıl yüzlerce kişi sizi sınıfta ya da konferansta dinler. Bunun olumsuz yanları olsa da egonuza önemli katkıda bulunur.
* İtibarlı meslektir. Size birçok konuda yarışa diğerlerine göre önde başlama fırsatı sunar.
Ancak bu imkanlardan faydalanabilmek için kendinizi çok iyi yetiştirmeniz gerekir. İyi İngilizce bilmek, iyi okullarda eğitim görmek, iyi akademik ortamlarda bulunmak iyi akademisyen olmanın ön koşullarıdır. Bunlara sahip olmak kesinlikle iyi akademisyen olmanızı garanti etmez ama sahip olmamanız sizin kötü akademisyen olma ihtimalinizi arttırır. Ve…..
* Boş zamanı nasıl geçireceğinizi bilemezsiniz. Ofisinizde oturup okul içi entrikalara, öğrencilerle ve asistanlarınızla nasıl uğraşacağınıza kafa yorarsınız.
* Muhatap olduğunuz insanlar ortalamanın üzerinde olduğu için sizin ‘takoz’ olduğunuzu hemen anlarlar ve hemen tefe koyarlar ya da yararlanmaya çalışırlar.
* Beraber olduğunuz gençlerin hızına erişemezsiniz. Onları anlayamazsınız.
* Yenilikleri izleyemezsiniz. Mesleğinizde geri kalırsınız. Akademik ortamlarda kendinizi yalnız hissetmeye başlarsınız.
* Değil dünyaya açılmak okulunuza, hatta okulun bir kısmına sıkışıp kalırsınız. Akademik camianın değil okulunuzun bir mensubu olursunuz. Bazen onu bile hissedemeyebilirsiniz
* Derste ya da konferanslardaki fiyaskolarınız sayesinde büyük kitlelere rezil olursunuz. Olmamak için bu tip toplantılardan özenle kaçarsınız.
* Ünvanınızı sadece komşunuz, mahallenizin bakkalı gibi kişilere hava atmakta kullanabilirsiniz.

November 12th, 2007 at 1:24 pm
Merhaba Murat Bey,
Uzun süredir beklediğim yazınızı gerçekten faydalı buldum. Beklememe değdi doğrusu.
Benim merak ettiğim konu şu; “akademisyenlikte öğretmek mi daha öncelikli olmalı yoksa araştırmak mı?” Bu soruya cevap vakıf ve devlet üniversitelerinde değişiyor mu?
November 12th, 2007 at 8:36 pm
Murat bey merhaba,
Benim sormak istediğim bir soru var. Bilgiğim kadarıyla hiç bir makale yazmasaniz da bir araştirma yapmasanız da üniversitede kalabiliyor hatta profesör ünvanı taşiyabiliyorsunuz. Üniversite yönetimleri bu konuda teşvik edici çalişmalar neden yapmıyor. ? Neden tabiri caizse yan gelip yatanla üreten aynı kategoride sayılıyor?
November 13th, 2007 at 7:52 am
Ebru’nun sorusuna cevap:
- her ikisinin bir kombinasyonu. Bunların ağırlıklarını okul yönetimleri belirler. Bazı okullar arastırma ile bazıları eğitim ile ön plana çıkmak isterler. Yapılan araştırmalar okulun akademik camiada, iyi eğitim öğrenciler arasında itibar kazanmasına neden olur.
Ayrıca akademisyen hem okuluna hem kendisine calısır. İyi arastırmalar yaparak akademisyen kendini sadece okulda değil, akademik camiaya da ispatlamaya calşır. Bu onun gelecekte daha iyi isler bulmasına, itibar kazanmasına yardımcı olur.
Sevilay Tan’ın sorusuna cevap:
Bu sorunun iki tane cevabı var. Birincisi üniversite yönetimlerinin böyle bir kaygısı yok. Yönetimdeki hoca kendisi de belirli yeteneklere sahip olmadığı, araştırma yapmadığı için bunu astlarından isteme cesaretine sahip değil. Bırakın yayın yapmayı, bugün Türkiye’deki akademisyenlerin önemli bir kısmı bir yabancı dili doğru düzgün bilmiyor.
İkinci önemli sorun devlet üniversitelerindeki maaş sistemi. Üniversitelerin önemli bir kısmı devletin. Yani akademisyenler birer devlet memuru ve maaşlar bir kanunla belirleniyor. Memurun kanunu da tembelliği teşvik eder nitelikte. Örneğin çok iyi derecede yabancı dil bilirseniz size ayda 50-60 lira gibi bir ilave ücret ödeniyor. Halbuki ek ders verseniz getirisi daha fazla. O yüzden akademisyenler yabancı dil öğrenmektense üzerlerine çok fazla ders yükü alıp (onları da doğru düzgün yapmadan ya da asistanlarını yollayarak) para kazanmayı tercih ediyorlar. Maaslarda arastırmayı özendiren hicbir düzenleme yok. Nobel ödülünü de alsanız ya da gelip yatsanız aynı maaşı alıyorsunuz.
Yapana ödül olmadığı gibi, yapmayana ceza da yok. Yıllarca yan gelip yatıp maaş almaya devam etmeniz mümkün. Bu yüzden birçok üniversitede hocaların cv’si bile yer almaz. Çünkü cv’ye yazacak hiçbir şeyi yoktur.
Halbuki akademik kaygıları olan ve teşvik sistemini iyi kurmuş okullarda (örneğin Koç, Sabancı, Bilkent) çok iyi akademisyenler çalışmakta ve yetişmektedir. Çünkü bu okullarda iyi akademik perfromans maaşınız arttırır, kötü perfromans işinizi kaybetmenize yok açabilir. Bu yüzden bu okular çok yakın tarihlerde kurulmuş olmalarına rağmen Türkiyenin en iyi perfromans gösteren okullarıdır.
November 14th, 2007 at 4:01 pm
Merhabalar Murat bey,
Gerçekten yazınızı çok beğendim. İstanbul da bir vakıf üniversitesinde 3.sınıf öğrencisiyim ve akademisyenlerle ilgili görüşlerinizin öğrenciler içinde geçerli olduğu kanısındayım. Okulda ne kadar aktif, ne kadar girişken olursanız size getirisi de o kadar fazla olur yoksa evden-okula, okuldan-eve döngüsüne kapılıverirsiniz. Ben bu inançla okulumda öğrencilerin ve öğretmenlerin katılabileceği çeşitli klüpler kuruyorum ve misafirlerimizi hep birlikte ağırlıyoruz. Benim size bir sorum yok fakat sizden bir isteğim olucak. Acaba -yoğun iş temponuzda- bizim okulumuza da ayıracak vaktiniz olabilirmi?
November 14th, 2007 at 5:07 pm
Uygun bir gün ve saat ayarlayabilirsek neden olmasın. Benimle mcokgez@marmara.edu.tr adresinden temasa gecebilirsiniz
November 14th, 2007 at 11:06 pm
Murat bey merhaba,
Benim bir sorum olacak. Işletme son sınıf öğrencisiyim ve tez konusu bulmakta zorlanıyorum. Acaba gelecekte çok gündemde olabilecek konular arasında neleri sıralayabiliriz? Yardımcı olabilirseniz çok sevinirim.