Network ortamları, networking yapmak zorunda olduğunu hissedenler için belki biraz daha enerji yutucu bir aktivite olabilir. Zorunlu olduğumuz için yaptığımız şeyler genelde daha fazla enerji tüketmemizi gerektirdiğindendir bu.

Networking dendiğinde birçok insan bu işin sadece “büyük adamlarla” sohbet olduğunu düşünüyor. Elbette “influencers” dediğimiz etkisi yüksek kişileri tanımak her zaman için fayda sağlar ama networking demek bu kişilerin yanında sohbet edecek bir konunuz olmasa bile onlarla konuşmaya çalışmak demek midir? Fikir Atölyesinin Richard Branson ile tanışması bu konuya güzel bir örnek.

Her insanla sohbet edebilmek güzel bir yetenek.(Bu yeteneği kullanmak isteyip istememek ise başka bir konumuz). Sadece bir “büyük isim” ile tanışabilmek uğruna, eğer sohbet edecek hiç bir konunuz yoksa, kişinin yanına yaklaşmak ve “uyduruk” bir sohbet ortamı yaratmaya çalışmak size ve reputasyonunuza zarar getirebilir.

Bazen etrafta çok fazla tanınmayan ama etkisi yüksek olan kişilerle tanışmak size daha fazla avantaj sağlayabilir. Elbette bu kişiler fazla medyatik olmadıklarından onların kim olduğunu pek de bilemeyebilirsiniz. Bu ne demektir? Bu, network kurabilmek için “meraklı” bir kişilik olmanızın önemli olması anlamına gelir. Insanları tanımaktan, onları sadece yaptıkları iş yada çalıştıkları firmalarda ki statülerinden dolayı değil, içinde bulunduğunuz ortamda kişinin ilginizi çekmiş olmasından dolayı da tanımak istemeniz anlamına gelir. Bu da dinlemek, ögrenmek ve yeni bir kişi daha tanımış olmanın verdiği heyecanı hissedebilmekle ilgilidir.

Network kurabilmenin en iyi yolu da ortak yönünüzün, ilginizin olduğu kurum, dernek ve kuruluşların yada benzer ortamların içinde yer almakla mümkün.

Geçenlerde Brüksel’de üyesi olduğum “Europen Association of Communication Directors” derneğinin 1. Yıl kutlaması vardı. Toplantıya ilk katılımımdı. Panel sırasında önüme bir Amerikalı bey oturdu. Çoğunluğun fransızca konuştuğu bu ortamda Amerikan aksanı duymuş olmak müthiş hoşuma gitti. Kalifornia yıllarım gözümün önünde canlandı. Ateşli bir panel arkasından kokteyl’e geçtik. Amerikalı beyi bulup sohbet etmenin harika olacağını düşündüm. Yanına gidip “Merhaba” dedim. “Amerikan aksanınız olduğunu duydum ve uzun yıllar ABD’de çalıştığımdan sizinle tanışmak istedim.” diyerek sohbete başladım. Ne iş yaptığı ve kim olduğu kesinlikle umrumda bile değildi. Ama kişi olarak oldukça meraklı bir yapım vardır. Insanlarla sohbet etmeyi severim. Farklı insanlar ve hayatlar beni çok etkiler. Insan davranışlarını gözlemlemek bana çok şey öğretir. Sonuçta muhteşem bir sohbet arkasından tanıştığım bu kişinin General Motors’un kilit isimlerinden biri olduğunu ve burada Avrupa operasyonlarının Pazarlama ve İletişiminden sorumlu kişi olduğunu öğrendim. Benzer kişiliklere sahip olduğumuzu düşünüyorum, çünkü bana kalırsa ben onun hakkında ne kadar çok bilgiye sahip olduysam, o da benim hakkımda o kadar bilgiye sahip oldu. O da meraklı, ilgili ve farklı görüşleri duyduğunda motive olan bir yapıya sahipti.

Kişisel olarak baktığımda hayata bağlı ve hemen hemen herşeyi ilginç bulabilen yapımın bana bugüne kadar hep en samimi network ortamlarını yarattığını düşünüyorum. Ve sizlere de tavsiye etmekten kendimi alamıyorum.

Kısacası, network kurmanın bir çok yolu var. Burada değinmek istediğim konu network kurabilmek için 3 şeyin önemli olduğunu vurgulamak:

1. Insanları dinlemeyi sevmeniz, onları tanımak için meraklı olmanız işınizi kolaylaştıracaktır
2. Konuşacak bir konunuz olması iletişimi kolaylaştırır
3. Insanları dinleyebilmek için, onlara kendilerini size anlatacakları fırsatları vermelisiniz


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit