Business Week Türkiye dergisini üniversite öğrencilerinin ve iş dünyasının dikkatle takip etmesini öneririm.
BusinessWeek Türkiye’nin 15-28 Temmuz 2007 sayısında ‘Dedikodularla Nasıl Başa Çıkılır’ konulu bir yazısı bulunuyor. Fortune 500 şirketleriyle kurumsal psikolog olarak çalışan Kerry Sulkowicz İş dünyasında da sosyal hayatta olduğu gibi dedikodu vazgeçilmezlerden diyor. Business Week dergisinde yer alan bu yazının dedikoduyu yönetmek açısından faydalı olacağını düşünüyorum:
New York’tan bir okuyucu: Dedikodularla nasıl başa çıkılır? Bir yönetici olarak bazen gizli bilgi yada haberler alıyorum. Ardından hiç bir şey söylemediğim halde çalışanlar arasında konuların konuşulduğunu duyuyorum. Çoğunlukla çarpıtılmış yada yarı doğru oluyor. Bu durumda çalışanlara bildiklerimi söylemek zorunda mıyım? Herkes işten çıkartmalar yada yeniden yapılandırma konusunda gerginken gizli bilgiye sahip olmak beni rahatsız ediyor.
K. Sulkowicz: Sırlar, yetki alanınız büyüdükçe gelir. Bunlar iş hayatının bir parçası. Bu yüzden diğerlerinin bilmediğini siz biliyorsunuz diye suçlu hissetmeyin. Yönetim size güvenip bunları saklamanızı beklerken, kendinizi duyduğunuz yalan yanlış dedikoduları düzeltmek zorunda hissetmeyin.
Biliyorsunuz, dedikodular da iş hayatının bir parçası. Sonuçta küçük düşürücü bir yanı olduğunu düşünmezsek, onlarda sözlü iletişimin kanallarından biri ve çoğunlukla ya yalan ya da yanlış çıkıyorlar. Bu yüzden de şirket içindeki nabzı yoklamak için bu tip dedikodulara kulak kesmek iyi bir fikir olabilir. Aslında en üst pozisyondaki yöneticiler mevkileri gereği bu tip olaylardan izole kalabildiklerinden şirket içindeki tedirginliği patronunuzun öğrenmesini sağlayabilirsiniz.
Sizin bu hassasiyetinizi, çalışanlarınızın hayatını etkileyecek büyük değişimler söz konusu olduğunda anlayabiliyorum. CEO’lara danışmanlık veren bir kişi olarak başka kimseyle paylaşılmayacak önemli konularda hassas konuşmalar yapıyorum. Öğrendiğim sırların geniş kapsamlı etkileri var ve konuştuğum kişi tarafından kişiselse, bunları ifşa etmek- yanlış söylenenleri düzeltmek bile olsa- benim güvenilirliğime zarar verebilir.
Siz de bir yönetici olarak aynı soumluluğu taşıyorsunuz. Benim tavsiyem biri size dedikodu ile ilgili soru sorarsa, pozisyonunuzun gereğini yerine getirin. ‘ Bu tip konuşmalara dahil oldum ve biliyorum ki böyle bir belirsizlik içinde işe odaklanmak zor. Ama ben bu konularda konuşmaya yetkili değilim’. Bu cevap herhangi bir şey söylemekten daha iyi. Çünkü gerçeği söylediğinizde de size inanmayabilirler.
Konuyu bilmeyenlerin sizin sözlerinizin satır aralarını okumaya çalışmaları ya da yaptıklarınıza anlam yüklemeye çabalaması anlaşılabilir bir şey. Siz de kafanızı okumaya çalışanlara empati ile bakmaya çalışın.

One Comment
Michel Crosswell
Thanks so much for writing this. Quick enquiry, if you don’t object. Where did you get your webpage theme? I will be creating a site and rather like yours.