About the author

Related Articles

10 Comments

  1. 1

    Huseyin Savas

    Bence bu sadece kişide bitmiyor. Baktığımızda birçok işveren insanların tutkulu oldukları işi yapmalarından ziyade kariyer basamaklarına odaklanmalarını istiyor ve bu yönde dinamikler oluşturuyor. Çok başarılı bir mühendis neden mutlaka yönetici olsun ki? İşverenlerin birçoğu hem çalışanlarının hem de şirketin gelişeceği, kazan-kazan senaryoları üretmekten aciz, çoğu zaman kısa dönemli kazançlar peşindeler, bu da doğal olarak örneklerini sık gördüğümüz işini sevmeyen, yetenekleri körelen yöneticilerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Böyle bir yazı yazmıştım ben de (http://mobsessionblog.blogspot.com/2009/09/management-as-tv-set.html) ve bence oradaki video çok güzel örnekler veriyor.

    Reply
  2. 2

    Eren Kumcuoğlu

    Başarı değil ama, ünvan hırsı “törpülenmeli” diye düşünüyorum.
    Benimle yaşıt ya da daha genç arkadaşlara baktığımda dertleri ünvan, yetki ve koltuk oluyor. Üzgünüm ama, “no pain, no gain”.
    Benden oldukça tecrübeli bir dostumla iş konuşurken bana “yakında müdür de olursun” dediğinde bu sorumluluğu almaya hazır olmadığımı, daha fazla bilgi ve tecrübe kazanmam gerektiğini söylemiştim. Bana verdiği cevap “seni çok takdir ettim, ayakların yere basıyor, bravo” olmuştu. Oysa neşeyle hatırlarım, kendi müdürümü dahi yönettiğim zamanlar olmuştur… Bu konudaki olgunlaşmamın bir sebebi de Uğur Özmen’dir, kendisine teşekkür ediyorum aklıma geldikçe.
    Çok uzattım… Diyeceğim şudur ki, bu mindstate’te olan kişiler için ünvan, bir süre sonra, peşinden koşularak elde edilen değil, çalışıp başarılı olunca kendiliğinden gelen bir etiket haline geliyor

    Reply
  3. 3

    Suat Ak

    Katılıyorum. odaklandığımız konular ünvan şan şöhret üçgeninde . geçen yıl çalıştığım şirkette müdür arkadaşlarımın tek hedefi direktör olmaktı. 45 yaşına gelmiş 10 yıldır aynı yerde müdür olarak çalışınca e hedef başka ne olabilir ki? Ünvan. çünkü invan daha çok para demek. başka anlamı yok. acaba biz de mi öyle olacağız büyüyünce:)

    Reply
  4. 4

    Erhan

    Hüseyin Bey, blogunuzda belirttiğiniz…

    Planning, organizing, -controlling-, motivating and staffing are some main functions of that discipline…

    controlling biraz ilkel bir terim, çok kişi ve yazar da kullanıyor, belki sizin de kulak aşinalığınız ama…

    You just can’t control people, you can manage them. derim. Çağımızın doğrusu ve olgunlugu da bu zaten.

    Bu blogda yazdıklarınıza da katılıyorum. Hemen cevabını da veriyorum: İşverenler rekabet ile gelişim olacağına o kadar inanmışlar ki, bunu rakipleriyle harici yaparken, çalışanları arasında da dahili olarak gerçekleştirmek istiyorlar. Fakat kaçırdıkları şu ki, – Fatmanur Hnm.’a bunu daha önce yazmıştım – rekabette mutlaka bir kaybeden oluyor. Eh, rakip firmayı alt eden bir şirket aynı gayeyle bu rekabeti çalışanları arasında da uygulamaya koyunca kazanan çalışan yönetici oluyor, ama kaybeden psikolojik olarak çöküyor. Ama kurumsal rekabette çökmek diye birşey yok, tecrübe kazanımı var, bireyselde ise çöküş ve/veya istifa, nüans farkı burada. WW WL

    Fatmanur Hanım’a da şunu söylemek isterim…

    Doğru konuşuyorsunuz ama sizi anlayacaklarına pek emin değilim. Rekabet kültüründe yetişmiş bir gençliğin DNA’sıyla oynamaya çalışıyorsunuz:)

    Anneler, babalar, kurumlar demişsiniz… Onların hepsini o rekabet gerçekliğine getiren bir global kültür sözkonusu. Brezilya’da yaşıyor olsaydık, oradaki gençler sizi daha rahat anlayabilirdi, çünkü onların DNA’sı daha esnek.

    Çalışmak bir erdemdir ve size katılıyorum. Ama mutluluk için çalışmak da, başarı da yeterli değil, bunlar bireysel ve ego güzelleştirici şeyler. Ama mutlu bir kariyer deseydiniz katılırdım.

    Mutluluk için ilk başta huzur gerekiyor. Yani huzur baz, mutluluk onun üstünde. Huzuru yakalamayan insanın mutluluğu gelip geçicidir. Mutluluğu gelip geçen insan hayatı boyunca kaybolan küçük mutlulukları tekrar yakalamak için didinip durur ve bir kısır döngüye girer, bu kariyer hayatında çok vardır. Herkeste bir telaş, koşturmaca, her an, her gün… Çünkü patron da öyledir, iyi bir satış yapmıştır, ama o satışın keyfini çok az sürer, rakibinin reaksiyonundan korkar, tekrar çalışmaya verir kendini… İşte bu ortam huzursuz bir ortamdır, çalışanı da çok huzursuz eder, huzur olmadığından, gerçek mutluluk da yoktur ve her mutluluk günlüktür.

    Yani mutluluktan daha önce herşeyin başı huzur…

    Huzur ise ancak kişiler ve kurumlar arası şeffaflık, adalet, ahlak, rekabet yerine kardeşlik ve iyi niyet temelleri ile kurulabilir.

    Ve bu da şu dünyada tanımsız ne yazık ki…

    Reply
  5. 5

    Fatmanur Erdogan

    Merhaba Hüseyin,

    Verdiğin linkteki yazıyı okudum. Soruların çok güzel ve yerinde. 30 sene önce şirket kurduğu için övünen şirketlerin 30 yıl sonra fazla bir gelişme göstermemesinin altında ne olduğunu bulmak için sormamız gereken sorular bunlar. kişinin kendine de sorması gerekiyor.

    malesef şirketlerin çoğu yaratmaktansa olanı alıp kullanmayı tercih ediyor. yaratıcı beyinlerin bu ortamlarda fazla barınamamasının sebeplerinin arasında da bu geliyor…

    Reply
  6. 6

    Eğitişim Kariyer Enstitüsü

    Yorumlar da yazı kadar harika. Hüseyin Bey paylaşımınız için de ayrıca teşekkürler.

    Reply
  7. 7

    Bulut Tarlak

    Mutlu olmakö huzurlu olmak ne kadar yüce değerler oldu günümüzde. mutluluk arayarak bulunmaz, yaşanır.

    Reply
  8. 8

    Hakan

    Ünvan hırsının törpülenmesi gerektiğini neden düşünüyorsun Eren? Ünvan hırsı yanında başarı hırsını da taşır. Kabul etmesi zor olsada bu böyle

    Reply
  9. 9

    Natali Yeşilbahar

    Paylaştığın değerli yazı için teşekkürler. Kişinin gerçekten inandığı sektörde ve sevdiği kurumda çalışması, kesinlikle başarılı olmasını sağlıyor.

    Reply
  10. 10

    Pelin

    Üretkenliğin mutluluk yarattığına ben de katılıyorum. Bu yazıyı özellikle çok beğendim çünkü ayakları yere basan düşünceler var. Günümüzün popüler pozitif düşün mutlu ol teoremlerinin akıl bulandırıcı havasından uzak. Saygılar,

    Reply

Leave a Reply to Bulut Tarlak Cancel Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

2018 @ Tasarım ve Kodlama Albatros ♥ Tasarım'a Aittir.