Yabancı şirketlerde çalışmak isteyenlerde genellikle iyi seviyede ingilizce aranmasının sebebi sürekli yabancı kültürlerle içiçe olmanızdır. Kendi dilimizi konuşanlarla bile anlaşmakta zorlanabiliyoruz zaman zaman. Bir de ikinci bir dilde konuşmayı deneyince, sorunlar bazen artıyor. Bu yüzden bir dili iyi kullanabilmek önemli. En az onun kadar önemli olan bir şey daha var: o da etrafimızla nasıl ilişkiler kurduğumuz…
Dün çok yakın bir Italyan dostumdan email aldım. Aslında ilginçtir, son iki aydır Italyanlardan “gelsek orda mısın” mesajı alıyorum. Renkli bir Haziran ayı beni bekliyor, biliyorum ve dostlukların mesafelerle sınırlı olmadığını bir kez daha düşünüyorum…
Sonra bir şey daha düşünüyorum: tanıdığım Italyanların büyük çoğunluğu müzikle ilgili. Öyle ki email atan arkadaşımın çalamadığı müzik aleti yok. Jamm session’larında araya dalmama ve ritmi tam anlamıyla “jamm” yapmama izin verecek kadar iyi bir dostum.
O aynı zamanda bir bilimadamı.
Emailini okurken yine düşünüyorum. En iyi anlaştıklarımdan gelen emailler espri kaldırıyor, gerçek duygulara yer veriyor. Yazılanlar çift taraflı önemseniyor.
Aldığım email birkaç sayfa uzunluğundaydı. Emailden çok destan diyebiliriz aslında. Destanı önemli ve okunur kılan oğluyla ilgili bir sağlık sorununu anlatma ve konuyu yorumlama biçiminde yatıyordu. Mesaj beni derinden sarsar gibi oluyor ama öyle ince esprilerle dolu ki email, böylesi güçlü bir bakış açısı olmayan birinin bilimadamı olması mümkün değil diye geçiriyorum içimden.
Anlıyorum ki, iki insan ya da iki kültür arasında ki farkları ortadan kaldıran unsurlar, mümkün olduğunca açık ve doğal olabilmekten geçiyor.
Anlıyorum ki, iletişim kurmak bir dili en mükemmel şekilde kullanmaktan öte kullandığın kelimelere ne anlam verdiğinle ilgili birşey.
Anlıyorum ki, verdiğin düşünceyi iyi aktarabilmek için bilgi birikiminin kuvvetli olması yüksek önem taşıyor.
Anlıyorum ki, farklı kültürleri anlamak, temelde insan olduğumuzu hatırladığımızda hiç de zor değil.
Anlıyorum ki, paylaşım kuvvetlendikçe, mesafeler yakınlaşıyor.
Ola ki bir insanı gerçekten tanımaya cesaret ederseniz, bazen kelimelere dahi ihtiyacın ne kadar az olabileceğini anlarsınız.
Malesef her insanı çok yakından tanımaya imkan ve zaman yok. Bu yüzden de seçici davranmak durumundayız. Yine bu yüzden zaman zaman anlaşmazlıklar, çatışmalar ve uyuşmazlıklar da hayatın cilvesi olarak karşımıza çıkar.
İş yerlerinde anlaşmazlıklar, konuştuğumuz kişilerin yaptıkları işin dışında bir insan olduğunu unuttuğumuzda zorlaşır. Bu yüzden sosyal aktivitelerin faydası vardır. Sosyal aktiviteler, iş odaklı konulan mesafeleri yakınlaştırabilmenizi sağlayan ortak bir payda yaratır.
Italyan bilimadamı şu aralar sesli iphone aplikasyonlarının geliştirilmesiyle ilgili bir proje üzerine çalışıyor. Belki sizlere gelecekte iphone’larınızın nasıl bir şekil alacağını anlatabilirim. Ama şimdi sohbetlerimize eşlik etmesi için müzik aletlerinin akorlarını düzenleme zamanıdır.




2 Comments
mustafa
bu devirde “bilimadami” diye bi se mi kaldi? hangi cagdayiz? yapmayin boyle, gozunuzu seviim, lutfen.
Fatmanur Erdogan
yorumunun bir faydasını göremiyorum mustafa. varsa itirazın, hepimizin de yararlanacağı şekilde konuyu açıklarsan anlamı olur.