Uzmanlık, Kariyerimizde Yükselmemize Engel Teşkil Etmesin!
Kariyerimizin başında bir konuda uzmanlaşmamız çok önemli. Ancak bu şekilde iş bulabiliyoruz. Üstelik eğitim sistemlerimiz de bir konuda uzman yetiştirmek üzerine kurulu. (Bu konuda üniversitelerin başarısı tartışmaya açık olsa da…)
20’li yaşlarda uzmanlaşmak öyle önemli bir hal alıyor ki, kişiler kendilerini sadece ve sadece yaptıkları işle tanımlar oluyorlar. Tehlike burada başlıyor.
‘metin yazarıyım’
‘finans muhasebesi Uzmanıyım’
‘interaktif pazarlamacıyım’
‘web developer’ım
‘moda tasarımcısıyım’
‘endüstriyel mühendisim’
Bu liste böyle uzuyor.
Sorun, bireylerin kariyerlerinde yükselebilmeleri için ‘yönetsel’ becerilerinin uzmanlık alanlarından daha etkin olması gerektiğini fark edemediklerinde başlıyor.
Yönetsel becerilerinizi geliştirmenizi sağlayan bir üniversite yok! MBA uzmanlık veriyor, etkin bir yönetici olmayı göstermiyor. Executive education programaları bir derece bunu sağlıyor ama bunlara katılabilmeniz için de en az bir 10-15 yıllık tecrübeyi arkanıza almanız gerekiyor.
En iyisi kısa dönemli programlar. Sertifika programları yada tek tek alabileceğiniz dersler. İnsanın kendini geliştirmesi için süreklilik gerekiyor. Diplomamı aldım, bitti yetmiyor.
Yöneticilik ise ‘uzmanlıktan uzaklaşmayı’ gerek şart koşuyor. Yani yönetmeyi, lider olmayı, iyi planlama yapmayı, hedef belirlemeyi, koçluk edebilmeyi, etkin karar almayı ön plana koyuyor.
Bir konuda uzmanlaşmış bir kişinin başarılı bir müdür, direktor olamamasının en belirgin özelliklerinden biri, uzmanlık alanıyla kendini tanımlamış bir kişiliğin, kendini bu görevden ayrıştıramıyor olması. Kişinin kimliği işi ile bütünleşmiş olunca, alın size ‘kötü bir yöneticim var’ sendromu! Alın size ‘yöneticim bana sürekli angarya işler veriyor’ sendromu! Alın size ‘hiçbir şeyden anlamayan yöneticilerle dolu ortalık’ diye düşünen çömezler kadrosu!
Bir konuda uzmansanız, zamanınız geldiğinde bildiğiniz ve çok iyi yapabildiğiniz işleri yapmayı başkalarına bırakarak– kendi kişisel ve yönetsel gelişiminizi sürdürerek– yükselen başarılara imza atmayı deneyin.
Bir konuda uzmansanız ve yöneticinizin sizin kadar detaylı bilgisi olmadığını düşünüyorsanız, onun sizden farklı bir düzeyde, sizden farklı sorumlulukları olduğunu farkederek, etkin bir yönetici olma yolunda ilerlemeyi unutmayın.
- KONUYLA İLGİLİ DİĞER YAZILAR
- Yaşam Değerleriniz Bulun, Hayatınıza Yön Tutun
- Başarılı Bir Pazarlama Yönetiminin Sırrı Anlam Yaratabilmekte Saklı
- Yıkılan Hayaller, Yeni Ümitlere Hayat Verir
- Ideallerimiz Vardı. Bir Zamanlar.Ya Şimdi?
- Sıkı Durun: Y Kuşağı İşbirlikçi Organizasyonun Temellerini Attırıyor.
Sayın Fatmanur hnm,
Söylediklerinizin çok önemli olduğu kanaatindeyim. Gençler ile deneyimli profesyoneller arasındaki farkları ortaya koyan bir yazı. Hangi çağın çoçuğu olduğunuz önemli değil, farklar her zaman aynı oluyor, metodlar değişiyor. Gençler, belki doğal olarak, hayatın kendi eksenleri ve kendi ilgi alanları etrafında döndüğünü düşünüyor. Her profesyonelin aklında tutması gereken en önemli noktayı vermişsiniz.
Peki, eğer yönetici olmak istemiyorsak? Yani sadece yaptığımız işi yapmak istiyorsak. Sadece grafik tasarımcı olmak istiyor ama art direktör yada ajans sahibi olmak istemiyorsak?
Sevgili Fatmanur, insanlari dogru yonlendirmek icin verdigin gonullu caba takdire deger. Seni tebrik ediyor ve site linkini kendi siteme koyuyorum. Sevgiler, kolay gelsin.
Merhaba Aslı, sadece yapmak istediğin işi sürekli yapmayı tercih ediyorsan ve başka fonksiyonlarla ilgilenmiyorsan, o zaman tercih ettiğin yolda devam edersin. Yaptığın işin en iyisini yapan olmak da bir seçim…
Demişsiniz ki ;Yönetsel becerilerinizi geliştirmenizi sağlayan bir üniversite yok! MBA uzmanlık veriyor, etkin bir yönetici olmayı göstermiyor. Executive education programaları bir derece bunu sağlıyor ama bunlara katılabilmeniz için de en az bir 10-15 yıllık tecrübeyi arkanıza almanız gerekiyor.
Ben işletme mezunyum ve yurtdışında Mba’imi yeni tamamladım.24 yaşındayım.Bana marketing alanında önerebileceğiniz bir sertifika programı var mı acaba? Bir de doktora yapmam sizce bana iş yaşamında bir fayda sağlar mı yoksa ilerki senelerde mi yapılırsa daha mı iyi olur.
İyi çalışmalar,
Burada “En iyisi kısa dönemli programlar. Sertifika programları yada tek tek alabileceğiniz dersler.” derken ne tip programlardan bahsediyorsunuz acaba? Örnek verebilmeniz mümkün mü?
Teşekkürler,
Merhaba Ukturk,
Pazarlama alaninda bir dolu sertifika programı var. Hangi ülkede ve nasıl bir program istiyorsun? MBA’inde hangi alanda uzmanlaştın? MBA’in hemen arkasından neden sertifika yapmak istiyorsun?
PhD konusuna gelince, eğer akedemisyenlik düşünüyorsan, PhD iyi bir fikir. İş dünyasında olmayı tercih ediyorsan, henüz çok erken. İş dünyasından tecrübe elde etmeni öneririm. PhD’den ne beklediğini de bulmana yardımcı olur.
Merhaba Bora,
İlgili olduğun konularda katılabileceğin sertifika programları bir alternatif. Yurt dışında alırsan, ardından çalışma imkanı da elde edersin.
Bunun haricinde, yurt dışında üniversite’lerden ders alabilirsin (undergrad yada grad öğrencisi olmadan) Ben bu programları özellikle tavsiye ederim. Çünkü sizin ilgilendiğiniz dersleri almanıza imkan tanıyor ve istemediğiniz konularla vakit kaybetmiyorsunuz. Ayrıca GMAT ve benzeri sınavlarla da uğraşmak zorunda değilsiniz.
Çok güzel ama ne sertifika eğitimleri almaya ne kendini geliştirebilecek ortamları olmayan ama içinde cevher olanlar , imkanı olmayanlar ne yapacaklar. Belki çok iyi yeteneklerim var benimle birlikte çürüyüp gidecekler mi? Kitap ya da blog okuyarak yapılabilecek başarı var mı?
@Zehirli Örümcek, öğrenmek için ne sertifikaya, ne diplomaya gerek var aslında. Ama bazen ders alarak bir konudaki bilgilerimizi daha fazla ve daha sistematik olarak geliştirebiliriz. Iki link sana, ilgini çekerse…
http://kariyeryolculugu.com/blog/2007/07/03/mba-yerine-sertifika-programlarina-katilmayi-deneyin/
http://kariyeryolculugu.com/blog/2007/06/27/uluslararasi-bir-kariyer-icin-yurt-disi-deneyim-kazanin/
Sadece kendi mesleğinde uzmanlaşacak da olsa, yaptığı işin hem öncüllerini, hem de sonuçlarını bilmeli kişi…
Usta marangoz, tahtanın cinsinden de anlar, boyanın nasıl vurulacağını da bilir, tezgahın hangi koşulda nasıl çalıştığını da… İş hayatımın başlarında bir proje sekreteri vardı. Daktilo (şimdi tarihe karıştı) firmasının bakım ekipleri, bazı konularda ondan fikir alırlardı. İzinden döndüğümüz zaman “siz yokken proje müdürünün annesi kaza geçirdi. İçeri girince “geçmiş olsun” demeyi unutmayın” diye öğüt verirdi. Yani, bizi de eğitirdi. Sadece, ama sadece sekreter olmak istiyordu.
İşinin iyisi olmak diye, buna diyorum. Sadece grafik tasarımcı olacaksanız bile, baskı tekniklerinden kağıt cinslerine kadar öğrenecek binlerce konu olacak.




