Gelişim, Başarılarımızı Arkamıza Alıp, Yeni İmkanlara (ve Belki de Belirsiz Bir Hayata) Kucak Açabilmekle Mümkün
Hemen bugün bir Fortune dergisi alın. Usta gazeteci Pınar Çelik’in hazırladığı Eti’nin kurumsallaşma öyküsünü okuyun. ‘Profesyonel bir boşanma öyküsü’ isimli haber şöyle gelişiyor:
Hazım Ellialtı Unilever’de Genel Müdürlük pozisyonundan Eti’ye geçmek için ayrılır. Tek şartı ‘otonomi’ sağlanması yani kendisine tam karar yetkisi verilmesidir. Değişime yön vermek, farklı başarılara imza atmak isteyen Ellialtı, Eti’ye başarı üstüne başarı getirir. Ama bunu sağlığıyla öder. Şirket içerisindeki yıldırma politikaları, Ellialtı’nın tansiyonunun 24/12 olmasına, burnundan akan kanların durdurulamayarak acil hastaneye sevk edilmesiyle son bulur. Global, dünya devi bir şirketin Genel Müdürlüğü’nden ayrılmanın çok akıllıca bir karar olmadığını düşünebilirsiniz. Hem Eti hemde Unilever’in Hazım Ellialtı gibi bir cevheri elinde tutmak için işin başında gereken maddi imkanları sağladıkları da şüphesiz. Yine de Ellialtı, farklı bir tecrübeye sahip olmayı tercih eder.
Fortune dergisinin aynı sayısında bir başka haber daha vardı: Microsoft şirketinin kurucusu Bill Gates, 52 yaşında hayatının işini arkasında bırakarak 1 Temmuz itibariyle şirketteki tüm görevinden emekliye ayrılır. Philantropic yani hayırsever işlere kendini adamak için hayatına farklı bir yön verir ve Microsoft yönetimini en sevdiği dostu Steve Ballmer’a devreder. Yahoo anlaşmasını hüsranla sonuçlayan, Windows’un gelmiş geçmiş belki de en feci versiyonu olan Vista’yı piyasaya süren Ballmer hakkında çok şey yazılıp çizilir. Ama görünen o ki Gates, değişimin yakalanması için farklı kişilere, yöntemlere ve tercihlere güven duymak gerektiğini çok iyi bilmekte.
Hayatımızda ve kariyerimizde farklı işlere, yeni öğretilere ve hayal edemediğimiz imkânlara yelken açabilmek için bir önceki başarılarımızı hazmedip, onları arkamızda bırakabilme cesaretine sahip olabilmeliyiz.
- KONUYLA İLGİLİ DİĞER YAZILAR
- Ideallerimiz Vardı. Bir Zamanlar.Ya Şimdi?
- Hayatı Anlamlı Kılan Ona Verdiğimiz Anlamdır.
- Başarı Her şeyi Kaybettiğinizde Bile Başınızı Dik Tutabilmektir.
- Sıkı Durun: Y Kuşağı İşbirlikçi Organizasyonun Temellerini Attırıyor.
- Gelecek, Ünvansız Şirket Yapılarına Yer Verecek
şu anda okumak isteyebileceğim en güzel makalelerden birisiydi. Çok teşekkürler…
kurumsallaşmak kolay iş değil. ama hikayenin bütününü merak ettim doğrusu. fortune almaya gidiyorum:)
İlgi alanıma giren,profosyonelce hazırlanmış,takip edilmesi gereken bir site.Sık sık uğrayacağım.Ellerinize sağlık.Başarılarınız daim olsun.sevgiler.
Merhabalar Fatmanur Hanım. Bu site bugüne kadar rastladığım en iyi kariyer sitesi diyebilirim. Özellikle sektörün içinden çıkmış başarılı bir yöneticinin tavsiyelerini, gözlemlerini, deneyimlerini okumak çok bilgilendirici. Paylaşımınız için teşekkür ediyorum.İyi çalışmalar…
Fatmanur hnm, nefis bir yazi olmus. Ayrica kurumsallasma adina aci bi ornek
Rauf Ates’in Hurriyet’te yazdigi yaziyi da farkli bir gorus olmasi acisindan incelemenizi tavsiye ederim.
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/9548827.asp?yazarid=254&gid=61&sz=53289
Bu makalede de konuyu kurumsal Itibar Yönetimi açısından ele almış Ali Saydam.
Hazım Ellialtı Eti’ye bunca başarı kazandırmış bir CEO. Rauf Ateş’in yorumlarını garip ve anlamsız buluyorum açıkçası.
Aile şirketlerinin kurumsallaşma süreçlerinin zor olması doğal, özellikle Türkiye’de. Koç ve Sabancı kurumsallaşmış şirketler midir? İçeride çalışanlara sormak gerek, size ne kadar kurumsal olduklarını anlatsınlar. Eti ile CEO arasında uyuşmazlık olduğu gayet net ama Eti’nin burada saygınlık kaybedeb taraf olduğunu düşünüyorum.
Bir kurumsallık muhabbetidir almış başını gidiyor. bir takım insanlar kurumsal firmada çalışmak istiyor bazıları kurumsallıktan şikayet ediyor kimse yerinden memnun değil yani. ben çözebilmiş değilim bu insanları
Yazının özü iyi niyetli olsa da içerikte sıkıntılar olduğu kanısındayım. Olaylara uzak okuyucular için sorun olmayabilir, bir menkıbe havasında okunursa (ki kişisel gelişim temalı blog yazıları nedense hep menkıbe tadında oluyor) bir sorun yok belki ama biraz da gerçeklikle yüzleşmekte fayda var sanırım.
“… en sevdiği dostu Steve Ballmer’a devreder”, Ballmer’ın Gates’in en sevdiği dostu olduğunu sanmam, tarzları çok farklı insanlar. Gates, Ballmer’ı daha çok şirketin sert adamı olarak görmekteydi.
“Yahoo anlaşmasını hüsranla sonuçlayan…”
Yahoo satın-alma operasyonunda Ballmer çok uğraşmasına rağmen Yahoo CEO’su Yang’ın sert tutumu başarısızlığa neden olmuştu. Sonunda Yahoo yönetim kurulu Yang’in görevine son vermişti.
“Windows’un gelmiş geçmiş belki de en feci versiyonu olan Vista’yı piyasaya süren Ballmer…”
Vista’nın geliştirilme sürecinde Gates de vardı. Ve unutmayalım, Microsoft’un yeni çıkan işletim sistemleri hep sorunlu olmuştur. Bu durum Windows 3.1′den beri böyle.
“Gates, değişimin yakalanması için farklı kişilere, yöntemlere ve tercihlere güven duymak gerektiğini çok iyi bilmekte.” 1980′den beri Microsoft’ta üst düzey görevlerde bulunan Ballmer’ın Microsoft’a ne gibi bir değişim getireceğini ben anlayamadım.




