Standartlaşma ilginç bir konsept, hiç düşündünüz mü?

Gruplar büyüdükçe kontrolden çıkmaması ya da ürün seçimlerinde kolaylık sağlanması gibi çeşitli sebeplerden dolayı standartlar belirleniyor. Faydası büyük.

Ya liderlik?

Şirketler de lider profili çiziyor. Kurumun liderlerini benzer bir kefeye koymak, ama aynı zamanda kurum kültürü de oluşturabilmek adına…

Çizilen profiller de, kelimelerin kullanılış tarzı dışında her yerde benzerlik gösteriyor. Bir anlamda, standartlaştırılmış liderlik yaratıyor sanki şirketler. Her lider bu standartlarda hareket ettikçe de farklılaşması güçleşiyor. Şirketlerin derdi de bu değil zaten. Şirketlerin tercihi standartlaştırmaya giderek, kontrolü elde tutmak, belli bir anlayışı ortaya koymak.

Oysa liderlik bireye özeldir. Etkin liderler, standartlarla belirlenmiş davranışların dışında davranabildikleri için farklılaşıyorlar. O ilk günkü heyecan ve tutkularını “yaşatabildikleri ve yansıtabildikleri” için başarılı oluyorlar. Bu heyecan ve tutkunun yaşaması için de konunuza hakim olmalı, trend ve gelişmeleri takip edebilmelisiniz. Tutkuyu ayakta tutmanın yollarından biri araştırmak ve meraklı olmaktan geçiyor.

Türkiye’de gözlemlediğim bir durum var. O da kariyerinde üst noktalara çıktıkça sönmüş heyecanların yoğunluğu. Sanki hep birbirini modellemiş gibi kokan standart davranışlar: ağır tavırlar, tutkusuz sohbetler, gülmeyen gözler, olgun ve yorgun hatta çalışmaktan yılmış bedenler. Neden böyleler?

Standartlaştırılmış liderlik tanımları mı acaba yöneticileri bu hale getiriyor? Hepimiz birbirimize bakıp “yükselmek için gereken tutum budur” mu diyoruz? Biraz öyle olsa gerek ki, kuralı koyuyorsanız, seçiminizi de o yönde yapıyorsunuz demektir. Peki bu sakin, hep olumlu, hep uzlaştırıcı gibi duran, ama içinde enerjisi yok olmuş duruma olgunluk mu diyoruz?  Çalışmanın yükü altında ezilmiş durgunluğumuzu yükselmenin göstergesi olarak mı algılıyoruz? Yoksa tutkularımızı yaşatmakta mı zorlanıyoruz? Gelişmeleri takip edemiyor, bunun içinde tutkularımızı canlandıramıyor muyuz? Acaba yönetici olmayı sadece “insan ve iş yönetimi” sandığımızdan, trendlerin ucundan kıyısından tutmakla işin bittiğini mi sanıyoruz?

Sizi World Wide Web’in yaratıcısı Tim Berners-Lee ile başbaşa bırakıyorum. Tutku ve heyecanı hissettirmenin, doğallığı korumanın, yaptığınız işe hakim olmanın yaratıcılığınızı nasıl körüklediğini farkettirmek ve örnek alınacak liderliğin kalıplaşş tanımların dışında aranması gerektiğini gösterebilmek için…

Sıradışı insanlar konvansiyonel tutumların dışında olduklarından “sıradışı” oluyorlar.


Save to del.icio.us   Digg This!   Technorati Links   Stumble it!   reddit