About the author

Related Articles

8 Comments

  1. 1

    Ufuk Özgül

    Geçtiğimiz hafta PERYÖN’ün düzenlediği kongrede, bu söylediklerinize değinilen bir oturum izledim. Şu bir gerçek ki çalışan profilindeki değişim önümüzdeki 10 yıl içinde daha keskin olacak ve değişime direnenler, özellikle şirketlerin yönetici pozisyonlarında oturanlar, kendi şirketlerine çok şey kaybettirecek diye düşünüyorum.

    Reply
  2. 2

    Erhan

    Fatmanur Hanım, sanırım bu konuda daha yazmadığınız çok şey vardır, bu yazınızdan belli oluyor. Ama siz de beni doldurdunuz, teknoloji ve değişim konularına değinmek istiyorum.

    Teknoloji dediniz…

    Esasında bunu açmak lazım. Teknoloji tam olarak nedir? Teknoloji bir “para yapma” aracı mıdır yoksa insanın hayatını kolaylaştıran, güzelleştiren birşey midir?

    Para yapma konusunda eğer bilek gücüyle bir web sitesi yazılıyor ve hatta yenilikçi bir hizmet veriliyorsa diyecek hiçbir şey yoktur, çünkü kazanılan para tamamıyla hakediliyordur. Öte yandan, para yapma internet ortamında bazı çıkar ilişkilerine dayanıyorsa, “sosyal ağ maskesi altında özde değil ama sözde bir arkadaş kitlesi” yaratılıp müşteri veritabanı oluşturuluyor veya işini yaptıracak adam veritabanı oluşturuluyorsa bu hiç ama hiç etik değil, hiç ama hiç adaletli bir para kazanma yolu da değildir. Bu biraz şeytanidir ve orijini de bizim kültürümüz değildir.

    Teknoloji hayatı kolaylaştırdığı gibi güzelleştiren bir araç olmalıdır. Örneğin bir iş adamı sosyal bir ağda bu etik ve adaletli olmayan yol ile iş bağladığında bu ona “vayy be teknolojiye bak nasıl para kazandırdı!” dedirtebilir, ama diğer yandan kendi emeğine rağmen o işi alamayan mutsuz başka bir iş adamını da arkasında bıraktıracaktır. Bu yüzden bu tarz teknolojik olgulara tek taraflı bakmamak lazım.

    Ben yanılmıyorsam Gen X’im, teknolojiyi kendi etik ölçülerimde kullanıyorum ve her zaman teknolojiyi tartıyorum. “Bu bana şunu kazandırırken neyi kaybettiriyor?” sorusunu her zaman soruyorum. Fatmanur Hanım, 20’li insanları ben de çok destekliyorum fakat onların bir özelliği var ki buna hiçbir savunma getiremiyoruz. Gayet doğal olarak, her akıma herhangi bir eliminasyon yapmadan veya çok kısıtlı bir eliminasyonla çok kolay kapılabiliyorlar. Geçen yıl bir seminerde 24 yaşında “super IT hero” bir çocukla tanıştım. E-mail’indeki signature en az 10 satir sadece sosyal ağ üyelik bilgilerini gösteriyordu. Yani, savunduğumuz gençler bunlar, bunu da unutmayalım. Potansiyelleri iyi, ama bu hayatta daha fazla acıyla kavrulmaları ve tecrübe kazanmaları lazım.

    Değişim dediniz…

    Sizin bahsettiğiniz değişemeyen yönetici kitlesi tabiki her ülkede az çok var. Ama herhalde kastınız daha çok Türkiye. Ki, Türkiye kapalı kültürü gereği böylelerini daha çok barındırıyor. Verdiğiniz – ile gösterilen maddelerin hepsine katılıyorum. Ama bence, bu değişim ancak derece derece başarılır gibi gözüküyor. Örneğin yukarıdaki 24 yaşındaki arkadaşın etkisi en fazla 30-35 aralığında bir yöneticiye, 30-35 aralığındaki orta düzeyin ise daha üst bir düzeye etkisi olabilir, ki daha rasyonel bir değişim dalgası oluşsun.

    Şahsi görüşüm, kurumsal bir değişimde “en etkin rolün”, belirli bir olgunluğa erişmiş ve teknolojinin artı ve eksilerini en doğru şekilde analiz edebilecek ve ona göre kullandırabilecek 30-40 yaş arası bir çalışan kitlesinde olması gerektiğidir.

    Reply
  3. 3

    Fatmanur Erdogan

    Erhan, doğa gereği her kazanç bir kaybı gerektiriyor. En etik ve haklı olan kazansa bile…

    Reply
  4. 4

    Erhan

    Rekabet kültürünün doğası olmasın o.

    Reply
  5. 6

    Erhan

    “Anarcho-communist Peter Kropotkin believed that a lack of collectivization of goods would be a dis-service to individuals.”

    Kollektivizme tam olarak katılmasam bile, kollektivizm verdiğiniz linkteki tezleri yeryüzüne indiriyor.

    Verdiğiniz linkte bahsedilen ekonomi bilinen birşey ve serbest/rekabetçi ekonominin ekmeğine yağ sürüyor. Bu konuda yukarıda görüldüğü gibi birçok antitez var. Ama ben şahsen ne tezlerin ne de antitezlerin taraftarıyım, yeni bir ekonomi ihtiyacı var.

    İnsana fazla imtiyaz verirseniz, o her zaman daha fazla isteyecektir, iş rayından çıkacaktır, iş rayından çıkınca bu işin devlet tarafından zorlama yapılması da iyi birşey değil. Peki ne olacak? İnsan, insan olacak, tek çözüm bu.

    O iş adamı doğru dürüst etik bir insan olacak, emek gösterecek, network maskesiyle çıkar gütmeyecek, hakkı neyse onu alacak, başka hakedenlerin hakkını yemiyecek, insan olacak. O yüzden böyle teknoloji olmaz olsun diyorum. Hatamız her teknolojiye fonksiyonel olarak bakmamız, hiç yaşamımıza total etkilerine bakmıyoruz.

    Böyle düşünenlerin motto’su şu:

    “Ben bu teknolojiden para kazanıyor muyum? Gerisini boşver, ne olursa olsun.”

    Bencillik!

    Reply
  6. 7

    Suat Ak

    Her Gen Y ak kaşık süt değil ama ben diyorum ki yeni biri gelir ve eski şirketçiler hafif temkinli davranır eski güçleri konumları bozulmasın isterler ya bu da öyle bir durum aslında. pek farkı yok

    Reply

Leave a Reply to Fatmanur Erdogan Cancel Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

2018 @ Tasarım ve Kodlama Albatros ♥ Tasarım'a Aittir.