About the author

Related Articles

25 Comments

  1. 1

    Sibel

    Fatmanur hanım sizi seviyoruz…

    Reply
  2. 2

    Lütfi

    Harika,süper çok yerinde tespitler. Tebrik ederim.

    Reply
  3. 3

    Nihan

    Kesinlikle katılıyorum.
    Bu tip düşünen yöneticiler yüzünden zaman zaman kendi doğrularımı sorguladığım bile oluyor.
    Sizin gibi profesyonellerin olduğunu bilmek içimi rahatlatıyor.

    Reply
  4. 4

    Eren Kumcuoğlu

    Zorlamaya kötü tepki veriyorlar…
    “Hangi konuda zorlama” olduğunu merak ettim. Konu basit teknoloji (outlook, powerpoint kullanımı gibi) ve web kullanımı olunca kimlerin zormalaya gelmediğini rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. İşin kötü yanı, bazıları öğrenmeye de açık olmuyor.
    Sebat etmemek ve şirkete bağlılık konusundaki düşüncelerinde ise zaten renklerini açıkça belli etmişler…

    Reply
  5. 5

    Yılmaz

    Düşünceleriniz bize gerçekten ümid veriyor. Şirketlerin en güçlü olan değil bu işin kazan kazan olduğunu görmemizi sağlıyor, görenlerin de güvenini artırıyorsunuz. Yazılarınızı büyük zevkle takip ediyoruz. sağolun.

    Reply
  6. 6

    Çiğdem

    Değişime bunca direnen yönetimler beni de deli ediyor. >Ben orta seviye bir yöneticiyim, üst düzeylerimizin dirençleri bazen çıldırtabiliyor malesef. Bizlere aslında görev çok. Yaşları gereği de hep onlar iyiyi biliyorlar, hep yapılan hataları başkaları yapıyor ya, bu Türkiyenin sorunu ama sadece şirket yönetimlerinin değil. Türk toplumu nasılsa şirketler de yansımalarını görüyor

    Reply
  7. 7

    ozan

    Fatmanur hanım, yadıklarınıza sonuna kadar katılıyorum fakat bir sorum olacak. Siz kendi şirketinizde “gerçekten” bunları savunabiliyor musunuz?

    Reply
  8. 8

    Fatmanur Erdogan

    Her yönetici farklıdır. Değişime ayak uydurabilenler vardır. Uyduramayanlar vardır. Hiç bir şirket 100% mükemmel değildir. Olması da beklenemez, hepimiz sadece ‘daha iyisi’ olmaya çalışırız.

    Müşteri memnuniyeti %100 olan bir şirkete rastlamazsınız dünyanın hiç bir yerinde. Ama mükemmele diğerlerinden daha yakın olanlar hep vardır.

    Reply
  9. 9

    Expat^Square

    Basiretsiz ve kabiliyetsiz yoneticinin en iyi becerdigi istir kendi kapasitesini asan seyleri yasaklamak, kisitlamak ve de baskalarini suclamak. Kendini o koltugunda ancak o sekilde koruyabilecegini zanneder.

    Ne yazik ki, ulkemizdeki yoneticilerin, ozellikle de belirli bir yasin uzerindekilerin klasik davranis bicimidir bu. Onlarin mentorlugunu yaptigi, yalakaliklarindan hoslandiklari daha genc yonetici takimi da benzer davranislari ozumlerler. Zaten modern ve profesyonel davrananlari da iclerinde barindirmazlar. Bu curumus ve carpik dongu de devam eder gider. Yaziktir, ama oyledir.

    Devenin neresi dogrudur ki? Sirket ortami denilen yer toplumun bir yansimasindan baska bir sey degildir ki. Insanlar ayni, hamur ayni, mal ayni.. O zaman sirket kapisindan iceri girince farkli bir durum beklemek cilginliktan baska bir sey degildir.

    Expat^Square

    Reply
  10. 10

    Canan

    Kendinden daha başarılı ve yetenekli birini işe alabilmek en büyük liderliktir. Bunu başarabilmek cesaret ve özgüven ister.

    Bir de expat’in son paragrafına gönülden katılıyorum.

    Reply
  11. 11

    Zuzu

    Peki farklı jenerasyonlarla çalışmayı bu net nesli nasıl öğrenecek? Belki onların da öğrenmeleri gerekenler var. Öyle değil mi?

    Reply
  12. 12

    P.Soysal

    Zuzu’ya katılıyorum. Belki bizler yönetici olarak pek uyum sağlayamıyoruz, onlar da bu süreci pek kolaylaştırmıyorlar. Hafif çocuk gibiler, malesef…

    Reply
  13. 13

    Nurdan Gencel

    Üretim araçları kimde ise güç ondadır diye bir söz vardı ya zamanında, işte şimdi sıra gençlerde ve genç kalanlarda 😉

    Reply
  14. 14

    Murat

    Her jenerasyon benzer sorunlari yaşamıyor mu? Şimdi fark nerede?

    Reply
  15. 15

    Begüm

    Istanbul şartlarında trendleri takip edebilenlerin az olması doğal değil mi? Ben iş dünyasından ayrılalı 5 sene oldu, 45 yaşımda ayrıldım. Çocuklar, trafik, hayat stresi beni sağlığımdan etti. Iyi bir noktada, üst düzey yöneticilikten ayrıldım. Hiç pişman değilim. Sadece bu devirde yöneticilik yapmak iş sahibi olmak belli bir yaştan sonra zor. Şimdi hayat ve kariyer dengesi arıyorsa çalışanlar alkışlıyorum onları. İş dünyasında öğrendiğim ama yapamadığım buydu benim.

    Reply
  16. 16

    Setenay

    Projelerin yürümediği şirketlerde kalmak beni daralttı. Büyük olanın bürokrasisi çok, ¨küçük olanın bütçesi yok, orta ölçeklinin anlayışı dar…her yerde bir durum var. Napsam bilmiyorum, belki en iyisi kendi markamı yaratmak:)

    Reply
  17. 17

    Ela

    Gerçekten harikasınız. Yazılarınızı sürekli takip ediyorm. Çok şey öğreniyorum sizden. aynı zamanda bana iyi geliyorsunuz:) ümit ışığım oldunuz. bizleri anlayanlarda var, etrafımısı anlamamızı da sağlıyorsunuz. teşekkürler, teşekkürler

    Reply
  18. 18

    Tuna

    Nasıl bir baba ile oğul arasında kuşak çatışması var, burada da aynı. Gen X,Y,Z whatsoever… Şu anki genç jenerasyon ile de ileride işyerinde ondan sonraki jenerasyon anlaşamıyacak. Sanmayın ki şu anki genç jenerasyon sonraki gelen jenerasyonu anlayacak ve kendini yenileyecek. Bu çok kör bir bakış olur.

    Bu sorun business sorunu değil, bu sorun insanlık sorunu.

    Büyük resim!

    Reply
  19. 19

    Tibet

    Tuna hanımın yorumuna katılmıyorum. Kuşak çatışması farklı bir konu iş dünyasının trendleri ve gelişmeleri takip edememesi farklı bir konu. Bu yüzyıl bilgi ve paylaşımı yükseltiyor. Zamanı takip etmek gerekiyor. Olmuyorsa belki baba rolünü anne rolünü benimseyip evde oturmak daha iyi olur. Genel anlamda elbette kuşaklar arası fark olur. Her dönem olmuştur. Yurt dışında da benzer sorunlar yaşanıyor ama yönetici twitter’ı takip edemiyorsa, eden ve sürekli sağ kolu gibi çalışanlara yer veriyor, onları dinliyor ve dediklerini uyguluyor. sanırsam burada sorun bizler yenilikleri takip eden ve uygulayanları pek takmıyoruz. geriden gelmemizin bir sebebi de budur.

    Reply
  20. 20

    Tuna

    Tibet, üst kuşak her zaman yenilikleri takip etmekte genç kuşağa göre yetersizdir ve böyle devaö edecek.

    Hala resmin bir parçasından konuşuyorsun.

    Sorun tamamıyla kuşak sorunu.

    Bu arada ben beyim.

    Reply
  21. 21

    Tibet

    Tuna bey, yorumumu tekrardan okuyunuz.

    Reply
  22. 22

    Tuna

    Tibet dedi ki: “Kuşak çatışması farklı bir konu iş dünyasının trendleri ve gelişmeleri takip edememesi farklı bir konu.”

    Tuna dedi ki: Tibet, üst kuşak her zaman yenilikleri takip etmekte genç kuşağa göre yetersizdir ve böyle devam edecek.

    İş dünyasını üst kuşak yönetiyor sonuçta.

    Ben her zaman yazılanları iyi okurum ama senin açın ne yazık ki çoğu kimse gibi dar. Bunun için bu konular anca konuşuluyor, büyük pencereden bakılıp çözümler burada aranmıyor.

    Sanırım 30-‘sin ve seni takip edemeyenler de 40+. Sözüm her iki tarafa da. Subjektifsiniz ve konuya dar açıdan bakıyorsunuz.

    Reply
  23. 23

    Tibet

    @Tuna, sanıyorum sen 40 civarısın, konuya müthiş açık fikirli bakıyorsun. Tarzın onu gösteriyor. Olayı hemen kişiselleştiriyorsun, diyaloğu sürdüremeden. Fark burada. Değişebiliyor musunuz? Görünen o ki hayır. 30’dan sonra değişmek zordur elbet.

    Reply
  24. 24

    Tuna

    Karşımda bir grup insan olsa, genellemeler yapabilirim. Karşımda tek kişi varsa ve bana katılmadığını söylüyorsa, kişiselleştirmiş demektir, doğru da yapmıştır. Benim de yapmam gayet doğal.

    Tibet’cim sen de gel bir 40’ına 50’ine, çocuğun yaşındaki insanlara sen de yetişemiyeceksin. Onlar seni sollayacak işyerinde, sen de değişemiyeceksin ve tek kozun tecrübenle onlara sana bugün üstlerinin yaptığı gibi zorluk çıkaracaksın.

    Bu olay business olayı değil, anla güzel kardeşim, bu olay kuşak sorunu. Senin kuşağına yapılan şeylerin aynısını sen zamanı gelince bir alt kuşağına yapmazsan ben de namertim, bu sözlerimi hatırlayacaksın gelecekte.

    Twitter gidecek, çocukların Mwitter ile oynayacak ve sen onlara bakacaksın, kısır döngü.

    Reply
  25. 25

    Eva Çiton

    Tuna Bey’e katılıyorum

    Babamların kuşağı hala işlerini ya da eski deyimle “dükanlarını” esnaf mantığıyla yürütüyorlar. Artık bu tip dükkanlar ortadan kalkarken, bunca efor ve sermaye ile işini açmış eski toprak girişimcilerin mevcut pazarda ayakta kalabilmek için yeniliklere ihtiyaçları var. Bu yenilikleri onlardan sonraki nesiller (ben ve benden sonrakiler) gerçekleştirecekler. Ancak büyükler, gençlerin araştırıp sunduğu yenilikleri, salt eski yöntemlerden farklı oldukları için şüpheyle karşıladıkları için kolayca kabullenmek istemiyorlar. Gençler de sürekli engellendiklerini ve kendilerine güvenilmediğini düşündüklerinde öfkeleniyorlar.

    Bir danışmanla sohbetimiz olmuştu aynen şöyle söyledi; “Şimdiki gençler tuzları kuru davranıyorlar” tanıştığım ve sohbet ettiğim benden gençleri düşününce bu fikrine katılmama elde değil.
    Özel hayat ve iş hayatı dengesine gelince; herkesin seçim hakkı var. Bu seçim hakının farkında olan var, olmayan var, kullanan var, kullanamayan var. Ancak bu hakkı kullandığı zaman sonucunun o diyardan gitmek olduğu ortamlar da var ne yazık ki.
    Mevcut kriz ortamında iş bulmanın kolay olmadığı ve hala işten çıkarmaların olduğu gerçeğini yok sayamayız. Bu durumda her an iş bulabileceklerini sanarak pire için yorgan yakıp işlerinden ayrılan bireyler (genç ya da değil) olduğunu da görmezden gelmemek lazım.
    Yaşlı değilim ama artık 26 yaşında da değilim. Ben de o dönemlerden geçtim, stajlara girdim çıktım, patronlara kızdım. Hala kızarım 🙂
    Kısaca teknolojiyi takip edemeyip ondan korkan ve şüpheci yaklaşan bir nesil olduğu kadar herşeyden çabuk sıkılan, tüketen ve pire için yorgan yakan bir nesil de var. İlla çok genç değil 30- 40 yaş neslinden de bunu yapanları gördüm.
    Bence kurumsal firmaların farklı yetenek ve birikimlere sahip bu birden fazla nesli bir arada barındırıp barındırmayacağına karar vermesi ve ona göre davranmasıdır.
    Unutulan bir konu daha var; her firma bir BSH, bir Sabancı ya da bir Koç değil, bir o kadar da esnaf mantığıyla yürütülen KOBİ’ler var, kısaca her yer kurumsal değil.
    Tibet Bey, eğer çalıştığınız yer özellikle patron ya da aile şirketiyse Tuna Bey’in değindiği gibi “business” tan ziyade direkt nesil mantığı oluyor. Patronları odaya girince çalışanların ayağa kalktıkları ofisler de biliyoruz. 🙂

    Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

2018 @ Tasarım ve Kodlama Albatros ♥ Tasarım'a Aittir.