resim
Ana Sayfaya Dön


Zorla Eğitim Yerine, Merak Uyandırmayı Deneyin.

09 Mar 2011

Üniversite de okumadığım hiç bir zamanı hatırlamıyorum. Benden muhteşem bir akademisyen olurdu! Kendimi bildim bileli sürekli yeni birşeyler öğreniyorum. Meraklıyım, içten gelen bir durum bu. Hülya Koçyiğit, kızı Gülşah için “hala okula gidiyor, elinde defter kitapla dolaşıyor, inanamıyorum” diyordu dün. Böyleyiz bazımız. Bize “eğitim al, şunu öğren” diyen olmuyor. Zaten meraktan, ilerlemeyi ve gelişmeyi tercih ettiğimizden her daim bir “kendimizi yenileme” sürecindeyiz.

Bir de şanslıyım, her çalıştığım şirketin hep bir eğitim programı vardı. Genellikle katılımcıların sıkıldığı, zoraki geldiği, zaten bildiğimiz şeyi söylüyorlar yine vakit kaybı denen şu eğitimler! Çok da haksız değil bunca çalışan. Sorun eğitimde ya da eğitimciden de kaynaklanmıyor. Kurumsal eğitimler “zoraki” yani “almak zorunda olduğunuz” almazsanız cezası olan durumlar.  Şimdi bir düşünün hanginiz istemediğiniz ama zorla yapılması koşulu getirilen işlerden hoşlandınız?

Sorun, kelimenin kendisinde başlıyor. Eğitim.

Çalışanlar eğitilmek istemiyor.

Çalışanlar heyecanlarının kamçılanmasını, ilham almayı, meraklanmayı ve ardından öğrenmeyi kendileri başlatmak istiyor. Bir dolu insanın gönlünde başka heyecanlar yatıyor. Çoğu sadece para kazanmak için bir kurumda çalışıyor. Çalıştığınız ortamda sessiz, fazla tatlıya tuzluya dokunmayanlar varsa, içlerinde ve hayatlarında büyük cevherler vardır. Bu cevherler genelde şirketlerin pek de umursamadığı cevherler olduğundan, bu kişilerin ruhu kurur iş yerlerinde. Gönüllü aktivite kulüpleri bu yüzden önemlidir. Ruhların, yaratıcılığın yeniden fışkırmasını sağlar. En önemlisi nedir biliyor musunuz? O unuttuğunuz, ünvanı düşük arkadaşların “tanınması” ve esas kimliklerinin ortaya çıkmasını sağlar. Muhasebe departmanında yok olmuş biri, tiyatro çalışmalarını iş arkadaşlarına sunduğunda, alkışları duyduğunda, ertesi gün yataktan kalkması için değerleriyle uyumlu bir hayata merhaba deme sebebi olur.

Şirketler sadece ögrenmeyi ve yenilenmeyi körükleyen “itici güç” olduğunda, öğrenme işlemini başlatan ve ilerleten çalışan olur. Zorla katıldığınız ve dolayısıyla verim alamadığınız eğitimler, yerini gelişmeye ve daha verimli ortamlara bırakır.

Sonuçta pozitif yönetimin temeli de zaten budur.

Pozitif psikoloji akımını başlangıçından bu yana onu yakından takip ediyorum. Bu yıl ikincisi yapılacak olan Dünya Pozitif Psikoloji Kongresine de Temmuz ayında katılıyorum. Pozitif Psikoloji akımının kurucusu olarak bilinen Martin Seligman’ın yeni çalışmalarını duymak ve uygulamaya koymak için sabırsızlanıyorum. Ben, Amerika’da yapılacak olan kongreye katılıyorum. Avrupa’da eş zamanlı yapılan kongreye kayıtlar uzun süredir kapalı halde. Ilgiyi siz düşünün artık.

Geçtiğimiz haftalarda Elma Yayınevi’nden Mine Egbatan bana yeni bir kitap yolladı. Elma Yayınevi’nin yayınlarını beğeniyorum, sebebi Mine hanım’ın yaklaşım tarzını beğenmem sanıyorum.  Pozitif Yönetim, Idil Türkmenoğlu tarafından kaleme alınmış. Idil hanımı şahsen tanımıyorum ama geçen sene bir iş dolayısıyla bana bir dosya yollamıştı. Telefonda biraz sohbet ettik. Sonra kitabı okurken, onun da benim gibi Kadıköy Anadolu Lisesi (KAL) mezunu olduğunu öğrendim. KAL mezunlarına “martı” denir. Gerçekten de öyleyizdir, martı gibi hepimiz hayatın içinde ve dünyanın dört bir yanında gezeriz.

Pozitif Yönetimin temelinde insanı sevmek ve ona güven var.

Türkiye’de sosyo-ekonomik şartlar bireyleri “öğrenilmiş çaresizliğe”, bireyselliğe ve güvensizliğe sürüklüyor.  Türk insanının birbirine karşı ne kadar güvensiz olduğunu her yıl araştırmalar da yüzümüze vuruyor. Bu gayet doğal. Bireylerin tek başına girişimleri sonuç vermekte yetersizdir, çünkü tepeden gelen ve yaygınlaştırılmış bir sistem, düzeni sağlar. Insanoğlu özgürlüğünü sonsuz kullanmak üzere kurgulanmış—anayasaların oluşturulması da bu özgürlüğe bir anlamda medeni bir düzen sağlamak üzere kurulmuş. EDS’ler konulduğundan beri, emniyet şeridine geçmeye yeltenenlerin sayısı, evlere ulaşan trafik cezası arttıkça, nedense, öğrenme sürecimizi hızlandırıyor. Bir müddet sonra alışılmış otomatik davranış halini almaması imkansız.

Iş hayatında beni şaşırtan bir durum yönetsel kararların çoğununun hata yapmış bir kısım azınlığın davranışlarının yaygınlaşmasından korkulduğu için alınması. 5000 kişilik bir şirket düşünün 3 kişinin tutumu, 4997 kişinin hayatını değiştiriyor. Korku, liderleri paralize ediyor.

Bu mantık bankaların online sistemlerinde de çok net görülebiliyor. Bir grup müşteri memnuniyetini ikinci planda tutan (hatta o ne? diyebilen) IT uzmanı, teknolojiye uzak yöneticilere sistem öneriyorlar. Sonra karşınıza her 3 ayda bir şifre değiştirmenizi isteyen, cep teliniz ve secereniz yanınızda yoksa işlem yaptırmayan sistemler çıkıyor. Müşteri eziyet anketi yapılsa ve sonuçları yönetimlere sunulsa, fena olmazdı değil mi? Bankalar “güvenliğiniz” için diyor ama müşterinin hayatını kolaylaştıran “güvenlik” sistemleri kurmak da mümkün. Tecrübeyle sabittir.

Örnekler o kadar bol ki, Idil Türkmenoğlu’nun gözüne takılanlar şahane: Okullar demir parmaklıklarla çevrilidir öğrenci kaçmasın diye, Mobil çalışmaya olumlu bakılmaz, eleman evde uyur, çalışmaz yeterince diye.

Düşünce ve davranış değişimi zordur. Hepimiz için. Olumlu sorgulama yöntemi bana kalırsa sadece gelişmeyi, yenilikçiliği değil aynı zaman da güven oluşturmayı da teşvik eden güzel bir yöntem. Şu ana kadar denememiş olanlar bir göz atsınlar. Yöneticiler, olumlu sorgulama yöntemiyle yetenek yönetimini güçlendirebilir, bu sistemi kullanarak şirketler yenilikçiliği yakalayabilir.

Idil Türkmenoğlu’nun Pozitif Yönetim kitabı, konuları çok iyi ele almış, örnekler yerli yabancı karışımı ve işlenen konular takdire şayan. Rahat okunan, akılda kalan bir kitap.

Elma kitabevi’ni seviyorum diyorum, çünkü beni kırmayıp, sizlere de kitap dağıtmama imkan veriyorlar. Bu konuyla ilgilenen iki kişiye çekilişle Pozitif Yönetim kitabını veriyorum. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Çekilişe katılmak için “pozitif yönetim ne demek olabilir?” sorusuna cevaplarınızı yorum bölümüne ya da facebook.com/fatierdogan’a bekliyorum.


Share

YORUMLAR
10 Mar 2011 - 12:55 am

Kitabın peşinde değilim. Bu nedenle buraya yazacağım.

Pozitif yönetim birçok unsurdan oluşmalı. Öncelikle astlarına feedback veren bir yönetim olmalı. Bu feedback’i de eleştiri tarzında değil, karşılıklı fikir alışverişi şeklinde yapmalı.

Yol gösterici olmalı. Karşısındakinin kendi değerini artırması için ne yapmaı gerektiğini anlatmalı.

Bunları yaparken, kendisi de örnek olmalı. Yok öyle “dediğimi yap, yaptığımı yapma” klişeleri. Kendisi de yaparak göstermeli.

Sorumlulukları üstlenmeli, gereğinde yetkileri de paylaşmalı.

Başarıları ekibe mal etmeli, hepsini kendi üstlenmemeli.

Bireysel yaratıcıların kurum içinde kendini göstermelerini sağlamalı. Kurumu sıkıntıya sokmadan, gelişmeyi elemanlar ile paylaşmalı.

Budur bence “pozitif yönetim”

10 Mar 2011 - 1:14 am

Pozitif yönetim, olumlu düşünen iş ortamları yaratmak ve buradan çıkacak yaratıcı fikirleri kullanarak hareket etmektir.

10 Mar 2011 - 1:15 am

Uğur, güzel bir özet. Son paragrafı çok tuttum, simdiye kadar pek değinildiğini görmedim. Önemli bir paragraf olduğuna inanıyorum

10 Mar 2011 - 1:32 am

Bana göre pozitif yönetim bu memleket için UTOPYA. Bir dolu “manyak” yönetimlerle çalıştıktan sonra iflah olmaz bir milletiz. pozitif yönetim için önce sağlıklı bireyler yetiştirmek gerek. pek uzağiz. kitabı kaybettim herhalde bu yorumla!

10 Mar 2011 - 5:17 am

kitabın peşindeyim :)

pozitif yönetim şu: sivil itaatsizlik yazarı üstad henry david thoreau’nun dediği gibi: That government is best which governs least.

that’s it. isnt it?

10 Mar 2011 - 9:54 am

Pozitif yönetim, Uğur Bey’in söylediği gibi olmalı.
Bunca yıllık tecrübe yanlış biliyor olamaz :)

10 Mar 2011 - 11:02 pm

Pozitif Yönetim ;
Bana göre pozitif yönetim becillikten öte ekiple birlikte ve paylaşımla birlikte başarıya ilerlemektir.Pozitif herzaman için artılarla gelir.

Yönetenlerin hiçbirzaman burnu havada olmadan ekibiyle ilgilenmesi.Gerektiğinde şahsi sorunlarıyla bile ilgilenmesi.

İyi niyeti taşıması bir nevi.

Herkese eşit davranıp tüm fikirlere saygı duyup önemsediğini hissettirmesi.

Ofis dışında gerektiğinde stresten uzaklaşıp eğlenceye bile gitmeli.

Pozitif Yönetim denildiğinde daha birçok fikir var ama şimdilik bu kadar ;)

14 Mar 2011 - 7:11 pm

Çalışanın yaptığı işi sahiplenmesini sağlayacak her türlü girişim.

18 Mar 2011 - 12:49 am

Arkadaşlar,

ilginiz için teşekkür ederim. Iki arkadaşa kitabı yolluyor olacağım. Bir tanesi fb postlarından, bir tanesini de bu listeden çekilişini yaptım. ijaz bana adresini email ile yollarsan kitabı postaya veriyor olacağım.

02 Apr 2011 - 12:42 am

teşekkürler.
bekliyorum :) adresimi mailinize (fatmanur@kariyeryolculugu.com ) göndermiştim.

saygılarımla,

27 Sep 2011 - 11:43 am

Pozitif yönetim:Şirkette kurumda devlette insanlar için yapılan her eylemde temel güdünün insan ihtiyacını karşılamanın başlangıcı olduğu en dipteki çalışandan en üst yöneticinin aynı felsefeyle hareket etmesi her alınan kararın sonucu ne olursa olsun mutlaka şirkete yararının olacağını ve bunun kurum kültürünün oluşturacağını bilmek çalışanları özgürleştirir yaratıcılığını arttırır,bu da pozitif yönetimdir

24 Jul 2012 - 6:03 am

Extraordinary blog internet site! Yet have you thought about joining up with this individual about it

25 Jul 2012 - 8:01 am

Hi there! A person some kind of knowledgeable? Fantastic concept. Can you tell me personally the simplest approach to sign up your blog post?

29 Aug 2012 - 1:16 pm

Wonderful guidebook! Thank you for this, had been an intriguing go via, inspiring keep it down :)

12 Sep 2012 - 10:03 am

Very nice, this 1 goes within my book marks!

Sizin Yorumunuz
Adınız Soyadınız
E-posta
Web Sitesi
Yorum

CV TEKNİKLERİ E-BÜLTEN
Ad Soyad
E-Posta

YURTDIŞI SERTİFİKA PROGRAMLARI
Ad Soyad
E-Posta
YENİ YAZILARDAN HABERDAR OL

KONULAR
SİTEDE ARA
Hedefe Koşanlar
Acıtan Kariyer Hataları
Cesur Fikirler
Girişimcinin Ruh Halleri
İş ve Hayat Dengesi
Sosyal Medya Dünyası